Cumartesi, Ocak 28, 2006

Ne dinliyorsunuz?

Müzik olmasa ne yapardık diye düşünüp duruyorum gerçekten de... Su gibi birşey benim için müzik... Fonda hep olması gereken... Hayalperest kişiliğimden kaynaklanan birşey olabilir, başrolde olduğum bu filmde mutlaka fonda bir müzik olmasını istiyorum, uyurken bile...

Neler dinliyorsunuz? Hangi albümleri severek alıyor, takip ediyor veya mp3'lerini indiriyorsunuz? Yazarsaniz sevinirim.

Ben mi?

Benim müzik maceram ciddi anlamda lise son gibi başladı. Yani ciddi ciddi müziğe önem verdiğimi keşfedişim, albümler alışım, arkadaşlarımla paylaşışımdan bahsediyorum. Cranberries, Sinead O'connor ve Madonna'yı hatırlıyorum o zamanlardan. Metallica da lise zamanında hepimizin keşfettiği gruplardan biriydi öyle değil mi? Bir de tavsiye üzerine alıp dinlemeye başladığım ve gerçekten kendime yakın hissettiğim The Doors, Pink Floyd, The Beatles ve Janis Joplin vardı. Bu isimlerin eski ama ölümsüz olduklarını ise daha sonra keşfedecek, asıl tadı birkaç sene sonra alacaktım. Üniversite zamanında Alanis Morissette de girdi bayan vokal sevgimin listesine. Depeche Mode'yi keşfettim gene üniversite yıllarımda. Aman aman, şahane! Sonra Nirvana... Güzel...Apayrı bir tarzla Prodigy... Hmm... Gene üniversite dönemimde U2.. Nefiss..Pearl Jam... Üstünn... Son beş altı yıldır ise çok daha farklı tarzlarla tanıştım, gene müzik zevki iyi olan insanların da yönlendirmeleriyle... Radiohead... Portishead... PJ Harvey... Jeff Buckley... Muse... Coldplay... Placebo... Hooverphonic... Starsailor... Nick Cave... Tindersticks... Goldfrapp... Skin... Silverman...Massive Attack... Korn... Linkin Park... Mogwai...Green Day... Gus Gus... Air...Sigur Ros...Fiona Apple...Royksopp...

Türkçe dinlememmm... diyenlerden değilim. Lise yıllarında Sezen Aksu, Kayahan, Nilüfer, Ajda Pekkan, Tarkan, Özlem Tekin,İlhan İrem, Moğollar, Egoist, Yeni Türkü, Ezgi'nin Günlüğü ..... dinlerdim.

Şimdi ise yukarıdaki listeden çıkan iki isim oldu, Kayahan ve Ajda Pekkan dinlemiyorum artık. Eklenenler ise Şebnem Ferah, Duman, Mor ve Ötesi, Vega, Aylin Aslım, Manga, Göksel, Almora gibi isimler oldu.

Şimdi belirli bir tarzda müziğe bağlı insanlar (sadece jazz dinleyenler, sadece rock veya sadece pop dinleyenler) ee bu ne tarz oluyor sonuç olarak? her telden çalıyor bu liste?? diyebilirler ama bu yukarıda saydığım isimler benim bir çok moduma hitap edebiliyorlar.

Hoş bir hüzün yaşadığımda fonda Nick Cave veya Tindersticks olabiliyor. Kıpır kıpır olduğumda ve içimde çıkmasını istediğim birşeyler olduğunu hissettiğimde Linkin Park dinleyip deli gibi zıplayabiliyorum. Fonda şöyle sakin güzel birşeyler çalsın dediğimde Göksel, Nilüfer gibi seslere kulak verebiliyorum. Kadın vokal açlığım tuttuğunda Portishead, Hooverphonic veya Şebnem Ferah harika oluyor. Duman ve Şebnem Ferah aslında her türlü modumda dinleyebildiğim iki isim Türkçe'de. Kaliteli birşeyler ardı ardına çalsın ve beni başka diyarlara sürüklesin dediğimde Mogwai ya da mesela Jeff Buckley süper gidiyor.

Şu anda player'ımda Mogwai var... Sakin, huzurlu, hafif hüzünlü ama sağlam...

Sizin player'ınızda neler çalıyor?

Salı, Ocak 24, 2006

Dönemlik Döngü...



Kış... Soğuk... Kar... Beyaz... Ev... Oda... Sıcak... Zaman... Kahve... Pijama... Kitap... İnternet... Polar... Battaniye... Hırka... Yatak... Kanepe... Televizyon... Özlem... Telefon... MSN...Çeviri... Ödev... Film... Müzik...Kitap... Düşünceler... Hayaller.. Gerçekler... Uyku... Rüya... Kabus... Gün... Pencere... Kış... Soğuk... Beyaz... Ev... Oda... Sıcak... Zaman...

Pazartesi, Ocak 16, 2006

Büyük Usta Süha Arın



Aşağıdaki yazı, değerli hocam rahmetli Süha Arın'ın kardeşi Reha Arın tarafından kaleme alınmıştır, paylaşmak istedim.


BÜYÜK USTA

Suha Arın…Ölümünün 2.yıldönümünde, adının önüne “Büyük Usta”, “Duayen”, “Pir”
gibi sıfatlar konulan, Harran Üniversitesinden,Gazi Üniversitesine,Eskişehir Anadolu
Üniversitesinden, Marmara Üniversitesi’ne kadar bir çok Üniversitede anma toplantıları düzenlenen, adına ödüller konulan , ulusal ve uluslararası kültürel etkinliklerde filmleri için özel günler ayrılan , yitirdiğimiz kültür ve sanat adamı..

Ürettiği 50’nin üzerinde filminin yanında, yedi üniversitede yedi nesil yönetmenler, akademisyenler,sanatçılar yetiştirmiş ve son nefesine kadar onlarla ilgilenmiş bir hoca.
O, öğrencisi Prof.Dr.Nurçay Türkoğlu’nun dediği gibi, öğretisi 24 saat süren bir felsefe okulu kurucusu bir stuacı mı, yoksa animatör Tunç İzberk’in de aralarında olduğu birçoklarının dile getirdiği gibi,Yunus Emre, Erzurum’lu Emrah, Bayburt’lu Zihni gibi bir “Anadolu Abdal’ı” mıydı ?

Şurası gerçek ki, O, her dönemde büyük ihtiyaç duyduğumuz bir “Hümanist”di..

1976 yılında, “Urartu’nun İki Mevsimi” belgeselinin kış görüntülerini çekmiş,ancak yaz çekimlerini yapmadan önce rahatsızlanarak o günün şartlarında başarı şansı çok fazla olmayan açık kalp ameliyatına girmesi gerekmişti.Öğrencileri ve asistanları Nesli Çölgeçen, Yalçın Yelence ve Kemal Sevimli ile birlikte Ankara Hacettepe Hastanesinde ameliyata sedye üzerinde giderken Urartu’larla ilgili bir kitap okuduğunu hayretler içinde seyretmiştik.

Hitit Kralı Muvattali’nin ,ülkesini afetlerden ve istilalardan koruması için tanrı “Teşub”a yakarışını, Urartu Kralı Menua’nın icraatlarını,Frig kralı Midas’ın gizemli dünyasını, Toros’lar da ailesi ile birlikte ağaç kesen 13 yaşındaki Fatma’nın hayallerini, Doğu Karadeniz’de, 104 yaşındaki Taştan Temur ustanın becerilerini, “Karanlık bir gecede bir çeşmenin ağzından akan damlalar gibi akıp geçti zaman” dizeleriyle anlattığı
Safranbolu evinin yaralanış acısını, yaşlı bir şerbetçinin gözüyle Kapalı Çarşı’yı, kendisini “fakir” ve “güçsüz karınca” diye betimleyen Mimar Sinan’ın muhteşem eserlerini, ve bunlar gibi birçok değerimizi, biz ve bütün dünya O’nun filmleri ile gördü.

1973 yılı, Suha Arın’ ın, sekiz yıl Amerika Birleşik Devletleri’ nde süren eğitim ve çalışma sürecinin tamamlandığı ve Türkiye’ye kesin dönüş yaptığı yıldır. O’ nun önünde artık iki yol vardır. Öğrendiklerini aktarmak ve üretmek... Ankara Üniversitesi SBF’ne bağlı Basın Yayın Yüksek Okulu’nda hocalığa başlayarak ilk amacına ulaşır. Ancak üretmek, o yılların Türkiye’sinde pek kolay değildir. Tek kanal olan TRT kurumu dışarıya iş yaptırmamaktadır. Diğer kurum ve kuruluşlar ise belgesel sinemaya tamamen yabancıdır. Türkiye’ nin “kültürel zenginliklerini”öncelikle kendi halkına daha sonra da bütün dünyaya tanıtmak “düş”ünün gerçekleşmesi çok zor görünmektedir.
Suha Arın’ ın hayalleri , TTOK Başkanı Çelik Gülersoy’ la karşılaşmasıyla artık gerçeğe dönüşmeye başlamıştır. Gerçek bir yurtsever, kültür ve sanat adamı olan Sn. Gülersoy, bu büyük projeye sahip çıkmaktadır. “Anadolu Uygarlıklarından İzler” adı verilen dizi, “Hattiler’ den Hititler’ e”, “Midas’ın Dünyası”, “Urartu’ nun İki Mevsimi”, “Likya’nın Sönmeyen Ateşi” gibi arkeolojik filmlerle ilk meyvelerini vermeye başlamıştır. Her film için galalar düzenlenmekte, aydınlar ve yabancı diplomatlar başta olmak üzere gösterimin yapıldığı sinema salonları hınca hınç dolmakta, TRT “prime time” saatlerinde bu filmleri yayınlamakta, yazılı basında geniş biçimde yer almakta ve Kültür Bakanlığı bu filmleri bütün dünyaya dağıtmaktadır.
Suha Arın, artık monogrofik filmler de yapmaya başlamıştır. “Safranbolu’da Zaman”, “Kulada Üç Gün”, “Anadolu’da Konutun Öyküsü”, “Kapalı Çarşı’ da Kırk Bin Adım”, “İstanbul’ un Çağırdığı Su”, “Tahtacı Fatma”, “Cemal Reşit Rey”, “Aşık Ali İzzet Özkan”, “Dolmabahce ve Atatürk”, “Camın Teri”, ”Kariye” v.b. Ve bu filmlerle artık geniş halk kitlelerine de ulaşmaya başlamıştır.
“Safranbolu’da Zaman” filminin ardından Safranbolu’ nun koruma altına alınması, bu yöreye önce yurt içinden daha sonra da yurt dışından turistik turların başlaması; TRT için yaptığı “Bir Yuva Dağılıyor”, “Kaygı Kuyuları”, “Affın Ardından” gibi haber belgesellerinin kamuoyundaki etkileri, belgesel sinemanın gücünü de artık birçok kurum ve kuruluşa gösterme şansı sağlamıştır.

Suha Arın, bir filme başlamadan önce, ekibiyle birlikte konuyla ilgili geniş bir araştırmaya girer, bu araştırmalar bazen haftalar bazen de aylarca sürerdi. Hatta bazen de (“Urartu’ nun İki Mevsimi” filminde Gürcü Prof.Dr. Melikişvili’ nin çalışmalarını yurtdışından getirttiği gibi.) daha basımı tamamlanmamış belgelere bile ulaşır ve belgeselini eksiksiz yapmaya özen gösterirdi. Filmini tamamladıktan sonra konunun uzmanı bir veya birden fazla bilim adamına izlettirir ve jeneriğe danışman olarak onların isimlerini yazardı. Bu danışmanların bazıları şunlardı :

Ord.Prof.Dr.Ekrem Akurgal
Prof.Dr.Enver Bostancı
Çelik Gülersoy
Prof.Dr.Cevdet Bayburtluoğlu
Prof.Dr.Machteld J Mellink
Prof.Dr.Henri Metzger
Prof.Dr.Önder Küçükerman
Prof.Dr.Afif Erzen
Prof.Dr.Ufuk Esin
Prof.Dr.Muhibe DargaProf.Dr.Jasques Cauvin
Prof.Dr.Harold Hauptmann
Prof.Dr.Alba Palmieri
Prof.Dr.Cengiz Eruzun
Doç.Dr.Yılmaz Özge
Yük.Mimar Osman Nuri Dülgerler
Prof.Dr.Mustafa Cesar
Prof.Dr.Kazım Çeçen
Prof.Dr.Müfit Yorulmaz
Prof.Dr.Yavuz Cesar
Prof.Dr.İlknur Aktuğ
Prof.Dr.Suphi Saatci
Dr.Nil Çamay
Dr.Ümit Karpat
Dr.Meliha Şimşek
Necdet Sakaoğlu
Prof.Dr.Filiz Çağman
Prof.Dr.Semavi Eyice
Prof.Dr.Ersan İlal
Prof.Dr.Metin Sözen

Suha Arın, Türk Belgesel Sinemasında bir ilk’e de imza atmıştır. “özgün müzik”.. Filmlerine beste yapan sanatçılardan bazıları şunlardı :

Ferit Tüzün
Nevid Kodallı
Turgay Erdener
Timur Selçuk
Yalçın Tura
Ekrem Zeki Ün
Mehmet Ateş
Kutlu Payaslı
Burhan Öcal
Nadir Göktürk
Nail Yavuzoğlu

Belgesel sinema üzerine, basında tartışmaların yapıldığı şu günlerde,özellikle genç kuşakların yararlanması ve kolaycılığa kaçmamaları için bu yazıyı kaleme aldım.

15.1.2006

Reha Arın

Cuma, Ocak 13, 2006

Biraz Pop Kültür


Banu Alkan&Murat Taşdemir şeysi : Hiç denk gelip seyredemedim ama gerek de yok herkes konuşuyor ve her gazete, aralarında geçen diyalogları alıntılıyor, yani sözün özü, olayı biliyorum. Pekiiii, "aslında bu kadın var ya çok zeki, salak taklidi yaparak gündemde kalıyor" falan gibi tezleri olanlara soruyorum, bir insan sırf gündemde olmak için kendini bu kadar aşağılatabiliyorsa, bu zaten onun salak olduğunu göstermez mi?? Yani bu kadın, poposunu açsa da televizyonda, saçma bi laf etse de televizyonda, yani gündemde olması, para kazanması için elinde bir çok "koz" var, ama sen bu kozlardan, "eski sevgilin seni her gün aşağılasın, milyonlar seyretsin her gün herkes senle alay etsin, banka hesabına şu kadar para yatcak" dediklerinde ok demeyi tercih ediyorsan, sen zaten çok salaksın be ablacım! Yıkıl!

Hande Yener ve ona sınıf atlattığı söylenen yeni albümü : Hande Yener'in sesini beğenirim, piyasa şarkılar da yapar, akılda kalan şarkılardır bunlar, yani ok bir insandır bir çok insanla kıyaslarsan iyidir, sesi iyidir en azından rahatsız etmez. Fakat o kadar piyasa olmuştur ki bu bağyan ve şarkıları, Etiler, eller havaya denince o akla gelir. Kimse şarkıları kaliteli mi değil mi tartışmaz olmuştur, eller havaya insanı olmuştur Hande. Sesi istediği kadar güzel olsun o artık bir imajdan ibarettir. Sarı saçlar, kokoş bir giyim ve piyasa şarkılarla cadde gençliğinin gözdesidir mesela. Falan falan derken bu hatun imajını değiştirmeye ve daha kaliteli bir görsel/işitsel mecraya kaymaya karar vermiştir. Saçlarını kahverengiye boyatmış, klibinde kendi görselliğinden çok başka görselliklere yer verilmiş, yeni albümündeki şarkıların kalitesini gerçekten artırmıştır. Ben açıkçası Kelepçe isimli şarkıyı radyoda duyduğumda aa ne kadar gzel bir şarkı kim söylüyor acaba dedim, klibini görüp Hande Yener olduğunu anlayınca da aa kadın sonunda kendi değerini anlayıp sese ve kaliteli şarkılara önem vermiş dedim. Fakat basında bu yeni albüme şöyle yer verildi:

Hande Yener yeni albümüyle sınıf atladı. Ama biz eski Hande Yener'i istiyoruz. Bu şarkılar eller havaya'ya müsait değil. O kadar tikky hayranı vardı, bu albüm yapılırken hiçbiri düşünülmemiş. Baştan bir tablo çizilmiş. vs vs vs....

Ya aslında yorum bile yapmicam. Sadece ne istediğini bilmeyen, nankör ve kalitesizliğe alışmış bir sürü insan dicem...(Sakin ol Melis eeheh)

Cuma, Ocak 06, 2006

Beyin Fırtınası


2000 yılında başlamış olduğum sinema tv master programındaki üç arkadaşımla, 2001 yılında bir kısa film yarışmasına katılmak için rahmetli Suha Arın hocamız tarafından teşvik edildik. Ödül alamadık, zaten çok amatör bir filmdi ama Suha Hocamızın dediği birşey vardı: işte! İlk filminizi çektiniz. İlk deneyiminizi yaşadınız!

Bu ilk film benim için o kadar özel ki, senaryosundan prodüksiyonuna oyunculuğuna kadar bizim üstlendiğimiz bu amatör kısa filmimizi ne zaman izlesem hep yapım aşamalarımız, sabahlamalarımız, heyecanımız aklıma geliyor. Sizlerle de paylaşmak istedim bu küçük şirin filmimizi.

Biraz bekletecektir ama bu linkten indirebilirsiniz.

Olumlu olumsuz eleştirilerinizi bekliyorum.


Beyin Fırtınası isimli kısa filmimizin künyesi:

BEYİN FIRTINASI / BRAINSTORMING

Yapım Tarihi / Production Date 2001

Süresi /Duration 7'

Çekim Formatı / Tape Format Mini DV

Yönetmen / Director EDİZ GÜLTEN

Yönetmen Yardımcısı /Director Assistant MASİS RÜSTEM

Yapımcılar /Producers EDİZ GÜLTEN - MASİS RÜSTEM - MELİS ZARARSIZ - ÖZLEM ENGİN

Oyuncular / Cast MASİS RÜSTEM - MELİS ZARARSIZ - ÖZLEM ENGİN - EDİZ GÜLTEN

Metin Yazarı /Script Writer MELİS ZARARSIZ - EDİZ GÜLTEN

Araştırma /Research ÖZLEM ENGİN

Kamera / Camera EDİZ GÜLTEN

Kurgu /Editing NİLÜFER BAKIRHAN

Final Şarkısı /Final Song "Üniversiteli" - EGOİST (MELTEM & ESER TAŞKIRAN)

Teşekkürler /Special Thanks to
SUHA ARIN
MTV A.Ş. (Karşılıksız kurgu imkanından dolayı)
MEHMET HAKYEMEZ

Konusu/ Subject
MALTEPE ÜNİVERSİTESİ'NDEKİ 'EĞİTİM' KONULU FİLM YARIŞMASI'NA HAZIRLANAN
DÖRT GENCİN, EĞİTİMDE HANGİ SORUNU İŞLEYECEKLERİNE DAİR KARAR VERME AŞAMASI

4 young students preparing for a short film competition which performs the subject “Education” and their discussion and decision stage

Filmin Katıldığı Festival ve Yarışmalar / Festivals and Competitions
(2001) İSTANBUL MARMARA EĞİTİM VAKFI , T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ, I.ÜNİVERSİTELERARASI ÖĞRENCİ FİLMLERİ YARIŞMASI

Yer Aldığı Linkler / Link
http://kameraarkasi.org/belgesel/e/edizgulten.html

Perşembe, Ocak 05, 2006

Daha yakın bir tarih...

2004... Çok yakın bir tarih... Buket Uzuner, Mina Urgan, Osho ve Enis Batur okurken fonda Duman, Portishead gibi isimler vardı...


· Büyük şehirlerde uzun yıllar yaşamış insanların kafalarında bir harita vardır. Orhan Pamuk
· Kurgu hayatın içindedir. Doğa yaşamı belirler, sanat doğayı taklit eder. Buket Uzuner.
· Kahve kokusuna karışan yazma kokusu büyüleyicidir. Buket Uzuner.
· Yazınca, yaşamın bütün anlamsızlığına ve geçiciliğine bir gün daha kafa tutmuş olmaktan fanice mutlanıyorum. Buket Uzuner.
· Düzenli maaşı olan işler, hayalgücü ve macera duygusunun düşmanıdır. Buket Uzuner.
· Aşkı değil kendini ara, kendi evet ve hayırlarını keşfet, kendini daha çok buldukça aşk da sana gelecektir Buket Uzuner.
· Bazı kentlerden içi sızlayarak ayrılınır. Enis Batur
· Kirpi insanlar tanırım, aslında haklıdırlar. Enis Batur
· Herşeyi kontrol altına almaktan vazgeç. Bırak ne olacaksa olsun. Chuck Palakniuk
· Hayat denizi sakin olduğunda daha da korkunçtur, çünkü sükunetin ortasında fırtına saklıdır. Luis de Leon
· Sen bakma havanın durgunluğuna. Derya dediğin uyur uyur uyanır. Nazım Hikmet
· Duygusal zeka kitap okuyarak, müzik dinleyerek, tablolara bakarak, yani sanatla gelişebilir ancak. Mina Urgan
· Yaşlı bir devlet adamı, tangoyu ilk seyrettiğinde: çok güzel ama neden ayakta demiş. Mina Urgan
· Sağlığınızı bir saplantı haline getirmeyeceksiniz. Yaşlıyım erken yatmalıyım demeyeceksiniz. Canınız isterse erken yatacaksınız, isterseniz geç. Mina Urgan
· İştahla yenen hiçbir yemek insana dokunmaz. Stres ve korkular içinde çekine çekine yenen yemekler dokunur. Mina Urgan
· Hayat, her an kopabilecek bir pamuk ipliğidir. Bunu kabul ettiğin anda tüm sahte egoları bırakırsın. Osho
· Hatırlanmak için uğraşmaya çalışmaktansa yaşa: öleceksin. Osho
· Senin kim olduğunu senden başka kimse bilemez. Osho· Kendine karşı gerçek ol, başka sorumluluğun yok Tanrı sana niye başkası olmadığını sormaz. Osho
· Hayatta hiçbirşey garanti değildir ve herşey o yüzden bu kadar güzeldir. Hayat, özünde güvencesizliktir. Korunma ölümdür. Osho
· Hayata teslim ol, hayata tam güç ver, ben yokum de. Lao Tzu
· Hayat yumuşaklığı, güçsüzlüğü sever. Güçsüzlük nedir? Bir çiçek güçsüzdür. Taş güçlüdür. Taş gibi mi çiçek gibi mi olmak istersin? Osho
· Hayat bir dans, bir ritim olmalı. Osho
· Korkuyu eritmenin tek yolu içine girmektir. Deneyim özgürleştirir. Osho
· Kendin olduğunda zaten eşsizsin. Herkes olağandışılık peşine. Aslında sıradan olma arayışı olağandışıdır. Sıradan ol, olağandışı olursun. Olağandışı olmaya çalış, sıradan olursun. Osho

Tozlu eskilerime devam...

95&96... Daha eski tarihli bir defterim... Peyami Safa, Montaigne okurken fonda Beatles çalıyormuş...

· Aşktan başka hedef arayan bir aşk kendine ihanet eder. Peyami Safa
· En çok düşündüğümüz kelimeyi en az kullanmaya bizi mecbur eden gururumuzu aldatmak için, sevmek fiiline sözden başka ifade şekilleri ararız. Peyami Safa
· Aşıklara haber vermek isterim: Kalbin tüm meseleleri yalnız kalpte halledilir, çünkü bir hissin hakkından ancak başka bir his gelir. Ümitsiz bir aşkın panzehiri ise nefrettir. Peyami Safa
· Hayat böyledir. Çaresizlik ve tehlike anları vardır ki, o zaman çırpınmaya ve haykırmaya gelmez. Batar insan ve boğulur. Marifet o anları geçirmektir. Sonrası gittikçe kolaylaşır. Kadere teslim olmak lazımdır o anlarda. Bu acizlik değildir. Dikkat et sözüme: Bu dünyada ölümden başka hemen her şeyin çaresi vardır. Peyami Safa
· Kendisinden kaçılamayacak kadar büyük bir sorun yoktur. Richard Bach
· Eğer özgürlüğü ve mutluluğu çok istiyorsan, senin dışında bir yerde olmadığını görmüyor musun? Sende olduğunu söyle, sende olsun! Seninmiş gibi davran, senin olsun! Richard Bach
· Hangi yaşam süresinde olursa olsun, tek yükümlülüğün kendine karşı dürüst olmaktır. Richard Bach
· Sana hiçbir katkısı olmayacak nitelikte bir sorun yoktur. Sana kazandıracaklarına gereksinmen olduğu için sorunları ararsın! Richard Bach
· Tırtılın dünyanın sonu dediğine, usta kelebek der. Richard Bach
· Vicdanın, kendi bencilliğinin dürüstlük ölçüsüdür. Sesine dikkatle kulak ver. Richard Bach
· Bir kapının kapalı olduğunu anlamak için o kapıyı itmek gerekir. Montaigne
· Aşk denince akla havyar, pasta, çilek, krema gelir. Aşk şampanyadır. Dostluk ise sıcak ekmek, taze tereyağ, köy peyniri ve çaydır. Yaşamda aşk da dostluk da gereklidir ama dostluğun sindirimi daha kolaydır. Pam Brown
· Arayıp soran, teklifsizce uğrayan, birdenbire karşımıza çıkan, beklenmedik sürprizler yapan ve yaşamdan aldığımız hazzı çoğaltanlardır dostlarımız. Pam Brown
· Tanrı bize akrabalarımızı verdi. Çok şükür dostlarımızı kendimiz seçebiliyoruz. Ethel Watts
· Gitme, kal, bir dostun söyleyebileceği en büyüleyici sözdür. Pam Brown
· Fun is the one thing money can’t buy. Beatles·

Beni ben yapan geçmişten alıntılar

1997 tarihli bir defterimi aldım elime... 1996-1998 tarihleri, yazı ve okuma konusunda en verimli dönemlerimdi ne de olsa.. Bir sürü defterim var o yıllardan kalan, kendi yazılarım ve notlarımla birlikte okuduğum ve beni etkileyen, düşündüren cümleleri alıntıladığım... Bu 1997 tarihli defterin içindeki alıntıları buraya geçirmek istedim, baktım da o zamanlar Cezmi Ersöz, Küçük İskender, Montaigne, The Doors... zamanlarımmış... Evet bazı dönemlerimi okuduğum kitaplar ve dinlediğim müziklerle özdeşleştiriyorum, sanki onlar dönemlerimin fonları gibi geliyor bana:


· Oysa umut vardı, hülya vardı, düş vardı. Şimdi uykudadır dudakların. Ellerin, uzun tüfek kollarının ucunda çekilmeyi bekleyen tetikler gibidir. Kalbin, iyi bir bestekar ama kötü bir yalancıdır. Küçük İskender
· Seni bir dine bağlanır gibi değil, kendi özgürlüğümü sever gibi seviyorum. Cezmi Ersöz
· Rahatsız, gözü doymaz, telaşlı bir zengin, düpedüz yoksul birinden daha zavallı gelir bana. Montaigne
· Bir yandan kilitle, öbür taraftan “haydi git” de... Ruhundaki kayıp parçan bende, gel etme, eyleme... Yıldız Tilbe
· Yazı yazmak uzun bir iç hesaplaşmayı gerektiriyor, vicdanın en karanlık dehlizlerine doğru bir yolculuk, ağır bir meditasyon. Isabel Allende
· Okul, iş, para, aslanın ağzında diyelim. Peki, aşık olma hassasiyeti, rüya, hayaller, sevinçten göklere uçmak, herkese kendin gibi inanmak duygusu, çocuksuluk, saflık, sezgiler, aşkınlık, tesadüf perileri aslanın ağzında değil mi? Cezmi Ersöz
· How old would you be if you didn’t know how old you are? Satchell Paige
· İyileşmek elinde olan bir hastaya acınmaz. Montaigne
· Eğer bir yanlış yapacaksan, bari onu doğru yap. Kargo
· Zaferlere ödül, ne yazık ki yalnızlıktır. Mete Özgencil
· Miden iyi, ciğerlerin, ayakların sağlamsa, kralların hazineleri daha fazla mutlu edemez seni. Montaigne
· Bazı çok garip davranışlarımız, aynı zamanda bizim en ayırt edici özelliklerimizdir; gizli arzular, gerçekleştirilmek için yeterince güçlü irade ile desteklenmezse, düş kırıklıkları olarak kalırlar. Jim Harrison· Sevgi, aşk, saygı, ölümü geciktirir. Ali Poyrazoğlu
· Anlamaya çalışıyorum, inanmayı yitirmenin pahasına... Nazım Hikmet
· Sokakta sahtekarlık vardır, asıl gerçeklik tiyatroda gösterilir. Çetin Altan
· Bana yön gerekmez, ben hiç sapmadım ki... Moğollar
· Parça parça büyümüş bir çocukluğu, olgunluk aşamalarında yaşatırca öldüren nedir? Özdemir Asaf
· Can you picture what will be? The Doors
· Sevmek... Sadece o kişi öyle olduğu için sevmenin, o kişinin gözlerindeki o ışığı sevmenin ne olduğunu az, çok az kişi bilir. Cezmi Ersöz
· Kalbim bir etten organ sadece, kalbim yüreğim olur sen gelince. Yılmaz Erdoğan
· Amacım seni bana sevdirmek olsa, ki bu çok kolaydı. Ben seni sevmenin tadını çıkarıyorum. Kayahan
· Mamafih biz ölürüz, kısa bir özetimiz kalır yeryüzünde. Küçük İskender
· Niye her şeyin bir adı var, niye bir erkekle bir kadının arasındaki her şeye bir ad koymak gerekiyor?... Niye insanlar hep mantıklı olanı yaparlar da kendilerini duygularına bırakmazlar? Ahmet Altan
· Evrenin boyutları içinde ve tarihin çizdiği yolun üzerinde ne kadar önemsiziz, ölümümüzden sonra her şey aynı biçimde sürüp gidiyor, sanki hiç varolmamışız gibi... Isabel Allende


Devamı olacak....
Bookmark and Share