Başak&Melis

İşte hayatımdaki kadınlardan biri daha! Başak.
Başak'la tanışıklığımız da ilginç bir hikayedir. Rotaract'tan sevgili arkadaşım Eda ile Taksim'de buluşup Ara Cafe'ye gittiğimiz bir gün tanıdım Başağı. Eda'nın ikizi Alper'in arkadaşı aslında. Dolayısıyla Eda'nın. (Dolayısıyla benim,oldu) Geceyi birlikte geçirecektik Taksim'de. Sigara alsak dedi. (Sigara içmem, içeni de pek sevmem, ama şöyle bir huyum vardır, arada sevdiğim insanlarla dışarı çıktığımda Captain Black çikolatalı veya en hafifinden Salem alıp içime çekmeyi bilmeden püftürürüm sırf keyif olsun espri olsun diye)Dedim eyvah sigara içiyorsa... Beynimi okumuş gibi, aslında sigara içmem içmeyi bilmem de, sadece özel günlerde Edayla bir paket alırız, iki üç tane içeriz dedi. Oha 1 dedim.
Oradan Arka Oda'ya geçtik. Eda'nın başka bir arkadaşı geldi. Erdem. Onu da severim bu arada, kafa çocuktur:) Başak orda tez konusunu anlatmaya başladı. İşletmeye felsefi açıdan yaklaşımlar, psikolojik açıdan yaklaşımlar. Oha 2.
Güzel bir geceydi, öyle bitti. İkinci görüşmemizde aşktan bahsettik Ohalar devam etti. Üçüncü görüşmemizde sinemadan. Dördüncü görüşmemizde Edayla beni evine çağırdı. Odasında bize çikolatalı cappucino ve pasta ikram ederken CD'ye Leonard Cohen koydu, yere oturdu ve karşılıksız, uzaktan sevdiği adamı anlattı. Bu kız ne kadar yakın hissettiriyordu bana böyle...Dinlediği müzikle, odasıyla, sevgisiyle...
Aylar ve yıllar birlikte sahile gidip, taksime gidip, karaköye gidip oturup sohbet etmekle, kitap okumakla, yazı yazmakla, konuşmakla paylaşmakla geçti.
Hele bir oha'lık olay var ki...
Hakan Günday'ı keşfettiğim günlerdi. Başağa Kinyas ve Kayra'yı anlata anlata bitiremiyordum. H2000'e gidiyorduk. E bana da alalım şu kitabı öyleyse dedi. Beşiktaş'tan gittik ona bir tane Kinyas ve Kayra aldık. H2000'e varır varmaz çimenlere oturduk ve Bülent Ortaçgil eşliğinde kitabı okumaya daldık. Hakan Günday'ın resmi vardı kitabın arka kapağında. Karanlık, uzak bir fotoğraftı, pek seçilmiyordu ne menem birşey olduğu ama ipucu veriyordu. Onu inceledik bir ara. Kitabı bir kenara bırakıp konser izlerken bir ara Başak, bir adam geçti böyle karalar içinde, sanki Hakan Günday'dı dedi. Ehe tabii dedim. (Bu arada Hakan Günday Antalya'da yaşıyor)
Akşam oldu. Karnımız acıktı. Yemek bölmelerine doğru yol alırken daha önce dikkatimizi çekmeyen (kalabalıktan dolayı çekEmeyen) stantlara takıldı gözümüz. Bir tanesi kitap stantına benziyordu. Yaklaştıkça.. yoo yoo... Stantın üstünde Doğan Yayıncılık yazıyordu. Yaklaştıkça.. yoo yoo... İmza günü yazıyordu. YOO YOO YOOOO Hakan Günday yazıyordu!!!! Koşarak yaklaştık. Stantta duran adam bize Hakan Günday'ın gün boyunca orada olduğunu, yaklaşık bir saat önce çıktğını söyledi!!! Şaşkınlıktan küçük dilimizi yutarken, yarın Antalya'ya gidecek. Bu akşam Taksim'de bir otelde kalıyor dedi. Biz artık dinlemiyorduk.. Sadece bakıştık...
Bunun gibi pek çok tesadüf doldu hayatımız Başak'la. Ha o da Elif Şafak'çıdır bu arada. Araf çıktığında tünelde bir cafe'de çikolata yer gibi bir iştahla okumuştuk.
Başak şimdi Kanada'da. Doktora yapıyor. Ve ben onunla gurur duyuyorum.
Başağı anlatmak bu kadar olmaz. Yazılarımda hep olacaktır, hep anlatılacaktır kendisi.
İşte böyle birşey...

Yorumlar