Sihirli Gerçekler Dünyası
1997'de yazmış olduğum bu yazıyı paylaşmak istedim. İlginç bir şekilde de keşfettim ki "Büyülü Gerçeklik" adı verilen bir edebi tür varmış. (Magic Realism) Paul Auster, Gabriel Garcia Marquez, Salman Rushdie bu türde yazan yazarlarmış... Ben bunu bilmeden büyülü gerçeklikten bahsetmişim...
Her kelimenin bir öyküsü vardır.. Okuduğunuz her kelime, yaşanmış bir hissin, tadılmış bir duygunun, unutulmamış bir deneyimin somutlaştırmaya çalışılması sonucu ortaya çıkan bir büyüdür sanki... Nefreti anlatır kelimeler, aşkı, umudu, acıları, sevgiyi, ihtiyacı, çirkini anlatır kelimeler, güzeli, tuhafı, ummadığını, heyecanı, korkuyu, cesareti anlatır kelimeler, yalnızlığı, sessizliği, yorgunluğu, bezmişliği...
Kelimedir onlar, somut gibidir ama bir araya gelmelerinden oluşan büyüye kapıldığınızda, o soyut dünyaya siz de dahil olursunuz... Kendinizi o yaşanmışlığın içinde buluverirsiniz, artık okumak değildir, yaşamak, hissetmek, anlamaktır... Zihninizde görüntüler canlanıverir, o hissi -"korkuyu", "acıyı", "coşkuyu", "güzeli", "garipliği" ...... -siz yaşıyorsunuzdur artık, size aittir, sizin hikayenizdir bir nevi...
Bazen okuduğunuz, gerçek olması imkansıza yakın olan o büyü, gerçekten de sizin içinizden geçeni yansıtır... Böyle zamanlarda şaşırırsınız.. O büyüye kendinizi daha yakın hissedersiniz.. Fakat sizi şaşırtan şudur: O hissi bu kelimelerle dile getirmek hiç aklınıza gelmemiştir ama kelime tamamen soyut olarak yaşadığınız o duyguyu öyle güzel somutlaştırmıştır ki... (Zaten yazarın da farkı ve görevi budur.. O, açığa çıkamayanları -çıkaramadıklarımızı- bir kelime kolaylığıyla ortaya serer) Böyle durumlarda o kelimeler silsilesi büyü, sizin en değerliniz olur.. "Beni anlatıyor" dersiniz, o kelimeleri kullanmaya, her yere alıntılar yapmaya başlarsınız.. O büyüyü yaratana hayran olursunuz...
Bazen ise içine daldığınız büyü size çok uzak, hiç tatmamış olduğunuz duyguların karışımıdır.. Bunun zevki ve sizi götürdüğü yerler ise apayrıdır.. Burada "öğrenmek" başlar.. Burada size bir şeyler "katmak" olgusu cereyan eder.. Burada olgunlaştığınızı hissedersiz.. Deneyim gibidir böylesi... Sayfaları hızlı hızlı geçmek, öğrendikçe öğrenmek, büyünün içine girdikçe girmek istersiniz.. Bir yandan da ağır gitmek istersiniz.. Büyü hiç bozulmasın.. O yaşanmışlığın içinde hapsolmak, özgürlüğün ta kendisidir sanki...
Kelimeler bazen melodiktir... Bazen şiirsel... Sanki bir paroladır, sanki bir şeyin cevabı, sanki o iki dize her şeyi anlatır, bir sırrı gizliden gizliye haykırır sanki... Onlar hafızaya kolaylıkla yerleşirler, o parolayı hep hatırlamak istersiniz, bazen yeri geldiğinde sevdiklerinizle paylaşmak istersiniz şairin dizelerini... Onların gözlerinin içine bakarsınız paylaşırken, acaba onlar da sırrı keşfediyorlar mı diye merak edersiniz... Onlar da anlasınlar istersiniz ama bir yandan da büyü bozulmasın istersiniz... Zaten kimse de bu büyüyü bozmaz, sır kulaklara haykırılmıştır ama herkes bunu derinliklerine kaydeder, hiç somutlaştırılmaz, üstünde konuşulmaz... Sadece gözlerle "mesaj alınmıştır" denir... Bu da birçok farklı ruhun en güzel paylaşımıdır..
Kelimeler büyülüdür... Kelimeler efsunlu... Tüm gerçekler, tüm sırlar, tüm yaşanmışlıklar, tüm hayallerin gözler önüne serildiği kitaplar dünyasını ve okumayı keşfetmemiş ruhlar aç ruhlardır... Onaylanmamış duygularla yalnızdırlar, boşluktadırlar...
Bir büyü havası içinde dalmak istemez misiniz gerçeklere, en hakiki duygulara, her şeyin reçetesine?
Kelimelerin içinde korkmadan kaybolun.. Kitapların kapağını aralamaktan, sözcüklerin arasında dolaşmaktan korkmayın... Onlar size yolu gösterecektir.. Doğru yolu... Büyülü somutluğu....
Her kelimenin bir öyküsü vardır.. Okuduğunuz her kelime, yaşanmış bir hissin, tadılmış bir duygunun, unutulmamış bir deneyimin somutlaştırmaya çalışılması sonucu ortaya çıkan bir büyüdür sanki... Nefreti anlatır kelimeler, aşkı, umudu, acıları, sevgiyi, ihtiyacı, çirkini anlatır kelimeler, güzeli, tuhafı, ummadığını, heyecanı, korkuyu, cesareti anlatır kelimeler, yalnızlığı, sessizliği, yorgunluğu, bezmişliği...
Kelimedir onlar, somut gibidir ama bir araya gelmelerinden oluşan büyüye kapıldığınızda, o soyut dünyaya siz de dahil olursunuz... Kendinizi o yaşanmışlığın içinde buluverirsiniz, artık okumak değildir, yaşamak, hissetmek, anlamaktır... Zihninizde görüntüler canlanıverir, o hissi -"korkuyu", "acıyı", "coşkuyu", "güzeli", "garipliği" ...... -siz yaşıyorsunuzdur artık, size aittir, sizin hikayenizdir bir nevi...
Bazen okuduğunuz, gerçek olması imkansıza yakın olan o büyü, gerçekten de sizin içinizden geçeni yansıtır... Böyle zamanlarda şaşırırsınız.. O büyüye kendinizi daha yakın hissedersiniz.. Fakat sizi şaşırtan şudur: O hissi bu kelimelerle dile getirmek hiç aklınıza gelmemiştir ama kelime tamamen soyut olarak yaşadığınız o duyguyu öyle güzel somutlaştırmıştır ki... (Zaten yazarın da farkı ve görevi budur.. O, açığa çıkamayanları -çıkaramadıklarımızı- bir kelime kolaylığıyla ortaya serer) Böyle durumlarda o kelimeler silsilesi büyü, sizin en değerliniz olur.. "Beni anlatıyor" dersiniz, o kelimeleri kullanmaya, her yere alıntılar yapmaya başlarsınız.. O büyüyü yaratana hayran olursunuz...
Bazen ise içine daldığınız büyü size çok uzak, hiç tatmamış olduğunuz duyguların karışımıdır.. Bunun zevki ve sizi götürdüğü yerler ise apayrıdır.. Burada "öğrenmek" başlar.. Burada size bir şeyler "katmak" olgusu cereyan eder.. Burada olgunlaştığınızı hissedersiz.. Deneyim gibidir böylesi... Sayfaları hızlı hızlı geçmek, öğrendikçe öğrenmek, büyünün içine girdikçe girmek istersiniz.. Bir yandan da ağır gitmek istersiniz.. Büyü hiç bozulmasın.. O yaşanmışlığın içinde hapsolmak, özgürlüğün ta kendisidir sanki...
Kelimeler bazen melodiktir... Bazen şiirsel... Sanki bir paroladır, sanki bir şeyin cevabı, sanki o iki dize her şeyi anlatır, bir sırrı gizliden gizliye haykırır sanki... Onlar hafızaya kolaylıkla yerleşirler, o parolayı hep hatırlamak istersiniz, bazen yeri geldiğinde sevdiklerinizle paylaşmak istersiniz şairin dizelerini... Onların gözlerinin içine bakarsınız paylaşırken, acaba onlar da sırrı keşfediyorlar mı diye merak edersiniz... Onlar da anlasınlar istersiniz ama bir yandan da büyü bozulmasın istersiniz... Zaten kimse de bu büyüyü bozmaz, sır kulaklara haykırılmıştır ama herkes bunu derinliklerine kaydeder, hiç somutlaştırılmaz, üstünde konuşulmaz... Sadece gözlerle "mesaj alınmıştır" denir... Bu da birçok farklı ruhun en güzel paylaşımıdır..
Kelimeler büyülüdür... Kelimeler efsunlu... Tüm gerçekler, tüm sırlar, tüm yaşanmışlıklar, tüm hayallerin gözler önüne serildiği kitaplar dünyasını ve okumayı keşfetmemiş ruhlar aç ruhlardır... Onaylanmamış duygularla yalnızdırlar, boşluktadırlar...
Bir büyü havası içinde dalmak istemez misiniz gerçeklere, en hakiki duygulara, her şeyin reçetesine?
Kelimelerin içinde korkmadan kaybolun.. Kitapların kapağını aralamaktan, sözcüklerin arasında dolaşmaktan korkmayın... Onlar size yolu gösterecektir.. Doğru yolu... Büyülü somutluğu....

Yorumlar
merhaba iade-i ziyaretini iade ediyorum :) Demek Paul Auster'in yazdiklari boyle bir kategoriye konulmus. Ilginc. Cok severim Paul Auster'i simdi gidip bir daha kitaplarini okuma istegi kabardi icimde. Hmmm 97'de bunlar yazilmissa 2005'te neler yazilmistir kimbilir :)