This fucking machine in my head!!!

Valla ben lise sondaydım galiba, Gece Kuşu'nu seyretmekten gece sabaha doğru 03.00 gibi yatardım. Okan Bayülgen diye kısa boylu çirkin karizmatik ve sinirli bir adam şık bir mikrofonun önünde sinirli sinirli birşeyler anlatırdı ve onu arayan konuklarına da hiç iyi davranmazdı. Ama bu iyi davranmamanın altında bir zeka seziyordunuz ve bir dobralık. Yani sizi çok seviyoruzzzzz meeee diye arayan bir kadına ben seni sevmiyorum, ya da bu saatte sadece bunu söylemek için mi aradın derdi. Özellikle de gecenin üçünde telefonu zorla tutturmuş bir arayanın neden hep siyah giyiyorsunuz sorusu onu çileden çıkarmıştı. Salak mısın falan derdi seyircilere. Beni rahatsız etmemişti, dobra ve farklı bulmuştum. Sabah şekerlerinde izlemeye alıştığımız o : Ay biz de sizi çok seviyoruz, sizinle olan birlikteliğimiz sürüyor gibi salak ve yapay konuşmalardansa bu, hakettiğimiz bir tokat gibi gelmişti bünyeye. Neyse bir süre ara verdi bu kısa adam programlarına sonra ben üniversitedeyken Televizyon Çocuğu diye bir programla gene karşımıza çıktı. Artık daha geniş bir stüdyosu vardı ve birçok konuğu. Fakat sinirinden birşey kaybetmiş değildi. Arayanlara gene kötü davranmakta, genelde aşağılamakta veya kaale almamakta, birçok kişinin de tepkisini toplamaktaydı. Fakat bu konuda güzel bir açıklaması vardır: Gerçek bir Televizyon Çocuğu izleyicisi asla programı aramaz.
Gerçekten de programı arayanlar ya uykusu kaçmış sorunlu kadınlar ya da anlamsız sorularıyla genç kızlar oluyordu. Aklı selim bir soru soran veya yorum yapan gerçekten de çok azdı. Bu arada Okan'ın bir rakibi de vardı: Beyazıt Öztürk, nam-ı diğer : Beyaz! Beyaz yakışıklıydı, komikti üstelik şirin ve sempatikti. Anne kuzusu ve iyi temiz insan çerçevesiydi ona baktığımızda gördüğümüz. Dolayısıyla talkshow programlarının izleyicileri ikiye bölünmüş durumdaydılar, iyi çocukçular kötü çocukçular. Ben hep kötü çocukçuydum.
Sonra gene bir ara ve ben masterdayken Zaga! Okan'ın biraz daha yumuşadığı fakat artık bu talk show programının formatından iyiden iyiye sıkıldığını hissettirdiği bir program. Neden mi? Çünkü Okan dertli bir adam. Okan memleket meselelerine takan bir televizyoncu. Televizyonun bu kötü gidişine üzülen gerçekten dertlenen ve bu konuda elle tutulur eleştirileri olan bir adam. Okan bir iki konuk çıkarıp da ee sevgilinle ayrıldın mı muhabbeti yapacak bir adam değil sadece. Bu onun harcanması anlamına gelir. Okan Zaga ve benzeri önceki programlarında bu özellikle televizyon sektöründeki kirlilikle ilgili eleştirilerini ve yorumlarını sadece Kamera Arkası adlı bölümünde anlatıyor ve tatmin oluyordu ama programın formatı genel anlamda eğlence programı olduğundan, kamera arkası bölümünün sıkıcı olacağı korkusuyla belki de, kısa tutuyordu. Ama Okan'ı biraz yakından takip etmiş biri, onun aslında bu taraklarda bezi olduğunu, Ayşeyi Fatmayı çağırıp laylaylom yapmaktan hoşlanmadığını farkederdi.
Nitekim Zaga devam ederken Okan aynı zamanda NTV'de Herkes Bunu Konuşuyor adlı bir programda boy göstermeye başladı-her ne kadar boyu kısa olsa da :)) - Bu program Zaga'dan magadan çok daha seviyeli bir program olmakla beraber Okan'ın kültürünü, fikirlerini, eleştirilerini maksimum düzeyde gösterebildiği bir program olmaya başladı. Ciddi kaliteli konuklar, ciddi konular, herkese söz hakkı, ciddi tartışmalar, güzel yorum ve eleştiriler... Okan zeka tarafını burada tatmin ederken Zaga'da da sanki işin eğlence kısmını tatmin ediyordu.
Ama gene anladığım kadarıyla diyeyim, Okan düşündü taşındı ve dedi ki ya bu ben değilim. Bir ben var bende benden içeru. NTV'de kendimi çok iyi hissettim. Başlarım eğlenceye, istemeyen izlemesin ben artık daha ciddi kaliteli bir program yapıcam! Ve Televizyon Makinası adlı program başladı. Bu program sanki Zaga ile Herkes Bunu Konuşuyor'un bir karışımı. Konuk yağmuru, eğlence dünyasından tutun da edebiyat dünyasının hiç bilinmemiş ama bilinmesi gereken isimlerine kadar bilimum konuk, bilimum konu! Ciddi konular! Okan artık salt eğlence yapmıyor olmasından gocunmadığı gibi mutlu oluyor bence, program eğlenceli, ama bence program bir eğlence programı değil. O kadar güzel yorumlar, o kadar güzel açıklamalar, o kadar güzel gözlemlere yer veriyor ki televizyon dünyasında olup bitenle ilgili, bir sinema tv öğrencisi olarak onun programlarını ders gibi izliyorum desem yalan olmaz. Halk BUNU istiyor!!!!

Yorumlar
mesleginize siki siki sarilmaya mi basladiniz ne? umarim verimli yazilariniz devam eder de biz sizinle kahve esliginde sohbet etme firsati bulamadigimiz zamanlarda o guzel aklinizdan ve kaleminizden dokulen yorumlara blogunuz sayesinde ulasiriz dunyanin obur ucundan...eee ne de olsa televizyon sizin isiniz bir bakima...master of arts olacaksiniz...keyifle okumakta ve takip etmekteyim..
Cok uzun yazdim ama sayfani cok sevdim. Sanirim ugrastigin alan uzerine yorumlar yazdigin icin. Cunku sen isin mutfagindasin ve eminim oradan hersey farkli gozukuyordur...