Yollar Bizi Bekler...

Rüyamda Can bu yazımı çok beğendiğini söylüyordu, gerçek sandım Can'a sordum da anladım rüya olduğunu. İyi oldu hatırlattı bana :
Yollar bizi bekler. Sokaklara çıkmak lazım. Yollara düşmek lazım. Araçlara binmek, o aracın penceresinden dünyanın bize sunduklarına bakmak lazım. Zaman yaratmalı. “Vakit yok”, kabul edilemez bir bahane olmalı. Çantayı hızlıca hazırlamalı, yollara düşmeli.
Önce bir hedef belirlemeli. Mahallenden başlamalı belki. Bilmediğin sokaklara girmeli. İyi kötü bir fotoğraf makinen olmalı. Güzel görüntülere kendini de ekleyip anılara eklemeli. Oradaydım diyebilmeli sonra... Belki semtini tanımalı. Binmeli bir dolmuşa, bilmediğin caddelere çıkmalı. İşinin düşmediği yerlere iş düşürmeli. Bahane yaratmalı işte böyle bir durumda. Belki bir düğme almak için pasajlara girmeli. Belki bir kalem almak için kırtasiye bırakmamalı çevrende bakmadık.Amaç gezmek görmek öğrenmek olmalı. Kalem de yanına kar kalmalı.
Belki kendi şehrinden başlamalı. Binmeli bir otobüse, git gidebildiğince. Kuytulara girmeli, esnafla konuşmalı, bir çaylarını içmeli belki. Yaşadığım yeri bilmiyorum dememeli elbette ki...
En yakın şehre bir bilet almalı... Yıllardır aramadığın akrabanı aramalı, misafir olmalı. Küçük bir hediye de almalı kendi şehrinden, şöyle temsili birşeyler... Dere tepe düz gitmeli... Bir arpa boyu yol bile kardır.
Sana en uzak şehre gitmek lazım belki de ülkendeki... Moteller ne güne duruyor? Gitmeden önce biraz araştırma yeter. Fazla düşünmemeli. Orada bulmalı insan kendini. Bir fotoğraf karesinde gülümserken...
Merak ettiğin ülkeye gitmeyi ertelememeli. İnternet, ve rehber kitaplardan araştırma yapmalı şöyle. Güzel, teferruatlı bir harita almalı yanına, düş yollara. Başka dünyalar seni bekler... Alışık olmadığın mimarilerle, mahallelerle, adetlerle, ırklarla dolu bir dünya... Her ülke bir dünyadır aslında. Tanımak gerek. İçine karışmak, hem yabancı hem yerli olmayı bilmek gerek.
Başka başka ülkeler gezmeli, kıyaslama yapmalı. İklimler değişmeli, teninin rengi değişmeli, değişimi hissetmelisin. Sen de değişmelisin. Yeni bir sokak bile değişik bir sen yaratır. Kaldı ki, dünya, içinde bir çok dünya barındıran bir gezegen aslında. Keşfetmeli.. Evet keşfetmeli. Bahane yaratmamalı. Zaman yok, para yok, gülüp geçmeli. Yaratmalı, uydurmalı bir şeyler işte...
Gitmek lazım. Boş durmamak. Yerinde saymamak. Görmek. Evet, görmelisin. Duymalısın böceklerin kuşların seslerini. Duymalısın farklı vadilerin nasıl koktuğunu. Hissetmelisin ne kadar büyük olduğunu dünyanın... Ve yapabileceklerinin ne kadar fazla olduğunu... Bırak kendini.. Bakalım nereye gidiyorsun...
Kimbilir belki bundan onlarca yüzlerce yıl sonra, mahallende başlayan serüven, başka gezegenlerde son bulur. Şimdilik bu kadar, iyisi mi, biz gidebildiğimiz kadar gidelim :)

Yorumlar