Eternal Sunshine Of The Spotless Mind


E.T'yi seyredip acaba uzaylı bir ziyaretçimiz olacak mı gerçekten derdik... Bu filmler öngörümüzü mü geliştiriyor derdik. Bir savaş filmiyse söz konusu olan, acaba bir mesaj mı var derdik veyahut dimi... Son zamanlarda izlediğim bazı filmlerse beyin dediğimiz organın, insanlara sanal ihtiyaçlar yaratarak köşeyi dönmek amaçlı kullanılmasında ne kadar başarılı olabileceğini kanıtlar gibi ve bu öngörü korkutucu...

Uzun zamandır bir filmden bu kadar etkilenmemiştim. Altyazı iki senedir basbas bağırıyordu o yüzden biliyordum birşey vardı bu filmde ama ne vardı.. Gittim, gördüm, öğrendim ne varmış.

The Game'de olduğu gibi, bir şirketle karşı karşıyayız. Oyun kuran şirket yerine hafıza silen şirket. Final Cut'ı da hatırlattı Eternal Sunshine. Final Cut'ta da, sinema sanatı için kullandığımız kurgu tekniği, insanların kendi hayatlarında yaşadıkları anıları kurgulamak, cut paste etmek için kullanılabilir hale geliyordu. Evet, bu senaryoları yazanlar senin benim gibi insanlar. Aklımızdan bir saniye için geçip aman ne saçma dediğimiz, ama oldukça insani duygu ve düşünceleri senaryo haline getirerek bizi şaşırtmaya devam eden senaristler ve yönetmenler bunlar. Keşke geçmişimi düzeltebilsem fikri hangimizin kafasından geçmemiştir ki? Al sana Final Cut al sana Butterfly Effect. Ya da, "ya şu insana -şakadan- öyle dersler vereyim ki hayatının değerini anlasın" fikri hangimizi kafasından geçmemiştir? Al sana The Game, al sana Saw.

Yaşadığım şu şu şu anıları tamamen silmek istiyorum fikri ise biz insanoğlunun en büyük zaafı olsa gerek. Bu bir aşk acısı olabilir, bir tokat, bir söz, bir hata, bir hayalkırıklığı, bir başarısızlık olabilir, hayatımızın herhangi bir alanında. Yaşanmış bitmiştir aslında, geçmiş gitmiştir ama onu canlı tutan şu kahrolası belleğimiz değildir de nedir? Anı dediğimiz şey nedir ki biz hatırlamamayı seçiyorsak? Bu film bir yandan anılarımızın herşeye rağmen bizi biz yapan şeyler olduğunu hatırlatırken bir yandan da ilerde hangi zaaflarımızdan dolayı saçmasapan şeylere para vericez, saçmasapan şirketler, saçmasapan iş alanları, saçmasapan sömürü alanları açılacak diye düşündürüyor. En azından beni düşündürdü. Teknoloji gelişiyor, beyinler de gelişiyor ama kötüye işleyen beyinler zaaflarımızdan yararlanmak için her gün yeni kapanlar kuruyor bize. Galiba beni bu filmde en çok rahatsız eden, The Game'de olduğu gibi, bu hayal şirketler olmuş. Biz insanoğlundan herşey beklenir çünkü.

Ha bu arada filme taptım yaa, yanlış anlaşılmasın, oyuncular zaten favorilerimden oluşmuş resmen, kızın saçları, buz üstündeki sahneler, diyaloglar... dört dörtlük. Bir insanı herşeyiyle tanıyıp herşeye rağmen sevmek üzerine çok güzel çok özel bir film.

Yorumlar

basak dedi ki…
Film sonrası kahvelerimizi yudumlarken kendi hafızalarımızla ilgili bir keşfe çıktık. Bazen çok güçlü, bazen çok zayıf, herzaman çok sınırsız..silinecek hersey kendinden götürecek sanki, hafızan yoksa sen de yoksun.
Zeynep Kömürcü dedi ki…
Meliscim, geçen aklına takılan bir soru vardı ya, ona yardımcı olması için sana şunu söylemek istiyorum, biz iki sene önce bu filmi okulun çimlerinde izlemiştik. O yuzden eğitimle ilgili kararlarında şüpheye düşmemeni, şansını denemeni istiyorum canım benim (gaza gelirsin umarım:) çimlerde ha? vizyona girmemiş film izlemek ha? :))) hem de gece?
MeliS dedi ki…
off zeynebim off ağzından bal damlıyo. tutmayın beni geliyorumm :)

Popüler Yayınlar