saat 04:47


Gecelerin sabaha dönmesine tanığım nicedir... Seviyorum geceyi... Hele o alacakaranlık, hele o şafak vakti o tan yeri...Ne derseniz deyin adına, o karanlığı kıran an yok mu ahhh, bayılıyorum. Anlamsız bir umut giriveriyor bedenimden içeri, bir rahatlama duygusu, bir arınma sanki. Halbuki geceyi terketmek istemem. Halbuki geceden korkmam. Halbuki geceyle daha iyi arkadaşım, gündüzü dışlarım biraz... Sonbaharı sevip yazı dışlamam gibi...

Aslında bu yıl yazla barıştım biraz. Biraz dinledim, ona da kulak verdim. İçimizi ısıtmak istiyordu, evimizi ısıtmak istiyordu, kolaylık getirmek istiyordu bize aslında... İyi niyetliydi yaz. Sade, sakin, zararsız... Renksiz ama... Ya da çok renkli, ondan renksiz... Yani çok belirgin olan güzelliğin beğenilmemesi gibi... Çirkinliğin, zorun, kötünün de azıcık iyiye güzele kolaya karışmasını istemek gibi...Yin ve Yang gibi... O yüzden bahar...İlkbahar ya da sonbahar, ama bahar... Arada yağmurun yağıp toprağı kokuttuğu, arada yaprakların düşüp yollarda fon olduğu, arada ılık mı ılık bir rüzgar olup, esip içimizi ferahlatan, ya da bir limonata, ince bir hırka...

Öyle işte... Aklıma Şebnem Ferah'ın bir şarkı sözü geldi: biraz su biraz yeşillik, her yer benim evimdir, taşırım dünyayı sırtımda, her dil benim dilimdir...

İyi geceler...iyi sabahlar...vs...zzzzzz...

Yorumlar

Haydar dedi ki…
geceyi ve son baharı severim bende
ve yazı sevmemekte yada anlamamaktada ısrarlıyım

Popüler Yayınlar