İçSes
Kendimi metroda yol alırken buluyorum mesela bazen. Buluyorum dediysem, allaha şükür hafıza kaybım falan yok da, böyle o anı yakalayıveriyorum, al işte diyorum, metrodasın, gene birşeyler yapmışsın, birşeyler için koşturmuşsun ve eve dönüyorsun. Anlamsız bir gurur oluyor. Yaşadığıma dair bir gurur. Harekette olduğuma dair...Evet evet harekette olduğuma dair bir gurur. Sonra da bazen diyorum ki, acaba bırakıp herşeyi, delirmeli miydim? Yani delirmek dediysem tımarhanelik değil belki ama evden çıkmazsın ya bir süre... Kapandım dersin. Arkadaşların seni merak ederler. Böyle, dersin, bir süre böyle... Müzik dinlersin, kitap okursun, dvd seyredersin, kahve içersin. Düşünürsün. Düşünmezsin. Boşaltmaya çalışırsın bazı şeyleri. Bu da böyle bir dönem dersin. Ben bunu hiç yapamadım. Hep reddettim bu kadar kötü gittiğini bazı şeylerin. Hayat devam ediyor diye hep yoluma devam ettim. Hep güldüm, eğlendim, uğraşacak birşeyler buldum, arkadaşlar edindim, ne biliyim platonik aşık oldum, acı çekmekten zevk aldım, ya da bazı kız arkadaşlarımı çok sevdim... Sanki geride halletmem gereken birçok sorun yokmuş gibi bir de yeni dertler edindim. Yeni insanların beni üzmesine izin verdim. Biriktirdim. Yok saydım. Hiç saydım. Hiç saymadım...
Bıraksa mıydım?
Ama sonra hayal ediyorum beni, evde, bırakmış... O zaman da rahat edemem ben. O modu da doyasıya yaşamam, biliyorum. Napıyorum böyle derim. Birşeyler yapan insanları kıskanırım. Kendime acırım, evet en çok da bunu yaparım.
Halbuki bıraktığı ve eve kapandığı için imrendiğim, aferin, bunu hissediyor bunu yaşıyor dediğim insanlar da oldu.
Zaten ben ne yapsam, diğerine öykünürüm.
Ha, mükemmeliyetçiliğim geçti eskisine nazaran. Kendime karşı daha anlayışlıyım. Beklentilerimi azalttım. Çıtalarımı indirdim. Ödüllerimi arttırdım. Çok da rahatladım. Ama hala var, kırıntılar. Hala, şu an burda bunu yapmıyor olmalıydım, allahım ne yapıyor olmalıydım, neyi kaçırıyorum hissi geliyor bazen.
Dolmuşta da yakaladım kendimi bugün. Gene geceydi, tek başıma eve dönüyordum ve büyük tabelalardaki reklamlara bakıyordum. Bakarken de hayata karışmış olmaktan tuhaf bir tad alıyordum....
Bıraksa mıydım?
Ama sonra hayal ediyorum beni, evde, bırakmış... O zaman da rahat edemem ben. O modu da doyasıya yaşamam, biliyorum. Napıyorum böyle derim. Birşeyler yapan insanları kıskanırım. Kendime acırım, evet en çok da bunu yaparım.
Halbuki bıraktığı ve eve kapandığı için imrendiğim, aferin, bunu hissediyor bunu yaşıyor dediğim insanlar da oldu.
Zaten ben ne yapsam, diğerine öykünürüm.
Ha, mükemmeliyetçiliğim geçti eskisine nazaran. Kendime karşı daha anlayışlıyım. Beklentilerimi azalttım. Çıtalarımı indirdim. Ödüllerimi arttırdım. Çok da rahatladım. Ama hala var, kırıntılar. Hala, şu an burda bunu yapmıyor olmalıydım, allahım ne yapıyor olmalıydım, neyi kaçırıyorum hissi geliyor bazen.
Dolmuşta da yakaladım kendimi bugün. Gene geceydi, tek başıma eve dönüyordum ve büyük tabelalardaki reklamlara bakıyordum. Bakarken de hayata karışmış olmaktan tuhaf bir tad alıyordum....

Yorumlar