Trafik, sinema, tiyatro filan...
İstanbul'a aşık biri olarak trafik artık canımı fena derecede sıkmış durumda. Şu capon işi arabalar da girerse bizim piyasaya, yandığımızın resmidir, kıyafet rengine göre araba alan ailelerin artacağı kesin... Napıcaz, nasıl yaşıycaz cidden kafa yormaya başladım. Annem geçenlerde Antalyaya falan mı taşınmak lazım napmak lazım diyince hakkaten durumun vahimliğinin herkesi sarstığını anladım. Taksi şöförleri de her gün aynı geyiği çeviriyolar.
Neyse... O kadar uzun zamandır tiyatroya gitmiyordum ki, Sertaç'ın hatırına iki kez gittiğim Ayıp Ettik ve sonrasında Ayşen İnci'nin davetiyle ekipçe gittiğimiz Tek Kişilik Düet, iyi geldiler valla. Ha bir de SINAV filmini niye her kanala çıkıp yaa gidin valla çok güzel yemin ederiz çok güzel demek ihtiyacı duyuyorlar merak ediyordum, gidip görünce anladım, önyargının farkında olup gerçekten güzel olan bir filmi kurtarma çabasıymış. Dışardan bakınca, "Okul" gibi saçma salak bir film gbi görünüyordu, üstelik Van Damme'ı oynatarak seyirci kapma çabasına girilmiş gibiydi, gerçekten gitmeyi düşünmemiştim ilk zamanlarda ve Hokkabaz'ı tercih etmiştim. Hokkabaz'ı da gayet samimi ve iyi kotarılmış sevimli bir film olarak görmüştüm. Fakat SINAV'ı izledikten sonra nedense Hokkabaz'a bok atasım geldi. SINAV bence gerçekten başarılı bir film olmuş. Hataları eksikleri elbette vardır ama ben oyunculuklardan, senaryodan ve özellikle seçilen müziklerden çok etkilendim. Kurgusu ise tamam son teknoloji, işte avrupai falan fıstık ama biraz göz yorucu kanımca.
Şunu söylemeden edemiycem, türk filmlerine türk tiyatrolarına gitmeyen kitleyi anlamıyorum. Tabii ki Matrix'i yapamıyoruz daha. Tabii ki Avrupa sineması veya Hollywood çok daha başarılı. Senin Türk filmine gitmemen, "yabancı filmler daha başarılı" gerçeğini bir adım öne götürmüyor. İzle, sonra neden beğenmediğini, hatalarımızın neler olduğunu veya sen olsan napardın'ı anlat, biz de feyz alalım dimi canım benim? ve ben şunu savunuyorum, bu ülkede güzel şeyler de oluyor. O yüzden yorma beni, git izle şu filmleri tiyatroları konserleri. hadi canım. hadi güzelim.
Neyse... O kadar uzun zamandır tiyatroya gitmiyordum ki, Sertaç'ın hatırına iki kez gittiğim Ayıp Ettik ve sonrasında Ayşen İnci'nin davetiyle ekipçe gittiğimiz Tek Kişilik Düet, iyi geldiler valla. Ha bir de SINAV filmini niye her kanala çıkıp yaa gidin valla çok güzel yemin ederiz çok güzel demek ihtiyacı duyuyorlar merak ediyordum, gidip görünce anladım, önyargının farkında olup gerçekten güzel olan bir filmi kurtarma çabasıymış. Dışardan bakınca, "Okul" gibi saçma salak bir film gbi görünüyordu, üstelik Van Damme'ı oynatarak seyirci kapma çabasına girilmiş gibiydi, gerçekten gitmeyi düşünmemiştim ilk zamanlarda ve Hokkabaz'ı tercih etmiştim. Hokkabaz'ı da gayet samimi ve iyi kotarılmış sevimli bir film olarak görmüştüm. Fakat SINAV'ı izledikten sonra nedense Hokkabaz'a bok atasım geldi. SINAV bence gerçekten başarılı bir film olmuş. Hataları eksikleri elbette vardır ama ben oyunculuklardan, senaryodan ve özellikle seçilen müziklerden çok etkilendim. Kurgusu ise tamam son teknoloji, işte avrupai falan fıstık ama biraz göz yorucu kanımca.
Şunu söylemeden edemiycem, türk filmlerine türk tiyatrolarına gitmeyen kitleyi anlamıyorum. Tabii ki Matrix'i yapamıyoruz daha. Tabii ki Avrupa sineması veya Hollywood çok daha başarılı. Senin Türk filmine gitmemen, "yabancı filmler daha başarılı" gerçeğini bir adım öne götürmüyor. İzle, sonra neden beğenmediğini, hatalarımızın neler olduğunu veya sen olsan napardın'ı anlat, biz de feyz alalım dimi canım benim? ve ben şunu savunuyorum, bu ülkede güzel şeyler de oluyor. O yüzden yorma beni, git izle şu filmleri tiyatroları konserleri. hadi canım. hadi güzelim.

Yorumlar
Demirkubuz'un Masumiyet'inde Güven Kıraç'ın Haluk Bilginer'e bu soruyu sormasıyla başlayan bir oyunculuk dersi sahnesi vardır ki..
Neyse, "Dondurmam Gaymak" pek sempatiyle bakılan ve gidesim olan bir filmdi.Fakat o filmin galasında Tarkan'ın ne işi olduğunu anladığım söylenemez.Sırf film gişe yapsın diye çağrıldıysa,ki öyle olduğunu düşünüyorum, bir izleyicisini kaybetti.
O yüzden Masumiyet episodunun ilki olan Kader yine yek başına kaldı gidilesi filmler içinde.
Sınav mı? Neden olmasın? :)
deepnotum
Sevgiler deepnotum.
Bir de, Oyun Atölyesi'nin Jeanne d'arc'ın Öteki Ölümü oyunu listeye eklenebilir.Gerçi ben Güven Kıraç'lı kadroyla izlemiştim, yenisine kefil olup başıma dert almayayım. :)
Bu arada hemen belirteyim,hayır komisyon falan almıyorum Bilginer-Kıraç ikilisinden, bi kuşkulu bakışlar hissettim üzerimde de :)
deepnotum
J. d'arc'ın Öteki Ölümü'ne gitmistim ve evet guven kirac vardi ve evet sahaneydi. :)))
Ver bakalım coşkuyu, yarın akşam gidiyorum Sınav'a.Madem çarpışıcaz, Ferhan abimizin kulakları çınlasın ki her ihtimale Erenköy hazırla savaş boyalarını :))
deepnotum
bu arada soktayim cunku gecenlerde anneme her ihtimale kadikoy dedim, o da bana herhalde bu espriyi Ferhan Sensoy bile hatirlamiyordur bi biz kaldik dedi!!!!
Ö.F.Sorak'ın asistanlığının kapısından dönmüştüm bir zamanlar.Böcek'in özellikle bazı kliplerini izledikçe uçarak vurduğumu hatırlıyorum kafacağızımı duvarlara.Taa o günlerin anısına bir kredisi var zaten filmin baştan.
Sahi, nerede derdi ki onu Ferhan Şensoy?
deepnotum
ö.f.s asistanligi iyiymis yaw keske olsaymis.
Sorma, olmadı işte.Her seçim bir vazgeçiştir.Yerine başka bir hayat dolduruyoruz işte ömrün içine.
Dur dur, konu koptu gitti, Sınav'dan kaçmak yok. :)
Yorum sayfasını işgal ediyorum hissettim ben kendimi.Bi durayım artık ben.
deepnotum