Büyümek istemeyen kız çocuğu
Tezer Özlü ile beni Başak tanıştırmıştı. Yaşamın Ucuna Yolculuk adlı kitabını bana verdiğinde, daha kapağından, tuhaf bir yolculuğa çıkacağımı sezmiştim. Bu tuhaf yolculuk bir tek Özlü'nün değil, Başak'ın da yolculuğuydu, çünkü üzerine dolu dolu notlar almıştı. Keyifli bir okumaydı benim için.
Tezer Özlü 42 yaşında kanserden ölmüş. Hala yaşasaydı neler yazardı diyeceğim ama sanırım kanser olmasaydı da yaşamayı seçmeyecekti...
Bu ayki Varlık dergisinde Sennur Sezer, "Tezer Özlü adlı kız çocuğu" başlıklı bir yazıyla yazarı anmıştır. Bu yazıdan bazı alıntılar yapmak istedim:
"...Peki nasıl bir kişiliktir Tezer? Bence bir dişi Peter Pan!.. Ben Tezer Özlü bir öykü kahramanı olsaydı, Peter gibi büyümemeyi mi seçerdi diye düşünürüm. Çünkü "kaçıp gitmek"ten ilk o söz etti galiba. Gerçek yaşamın sokaklarda olduğundan..
...Tezer'in karşı olduğu ilk şey güvenli bir yaşamdır zaten: "Düzen ve güven kadar ürkütücü birşey yoktur. Hiçbir şey. Hiçbir korku... Aklını en acı olana, en derine, en sonsuza atmışsan korkma. Ne sessizlikten, ne dolunaydan, ne ölümlülükten, ne ölümsüzlükten, ne seslerden, ne gün doğuşundan, ne gün batışından. Sakin ol. Öylece dur. Yaşamdan geç. Kentlerden geç. Sınırları aş. Gülüşlerden geç. Anlamsız konuşmaları dinle, galerileri ge, kahvelerde otur - artık hiçbir yerdesin."
...Tezer Özlü bir kız çocuğuydu. Büyümek istemeyen, büyüme sancılarından kaçamayan bir kız çocuğu...Onun anısı için yapılacak en yerinde şey, çocukların çocukluklarını yaşayabilecekleri, kaçıp gitmek istemeyecekleri bir dünya yaratmak belki de..."
Tezer Özlü 42 yaşında kanserden ölmüş. Hala yaşasaydı neler yazardı diyeceğim ama sanırım kanser olmasaydı da yaşamayı seçmeyecekti...
Bu ayki Varlık dergisinde Sennur Sezer, "Tezer Özlü adlı kız çocuğu" başlıklı bir yazıyla yazarı anmıştır. Bu yazıdan bazı alıntılar yapmak istedim:
"...Peki nasıl bir kişiliktir Tezer? Bence bir dişi Peter Pan!.. Ben Tezer Özlü bir öykü kahramanı olsaydı, Peter gibi büyümemeyi mi seçerdi diye düşünürüm. Çünkü "kaçıp gitmek"ten ilk o söz etti galiba. Gerçek yaşamın sokaklarda olduğundan..
...Tezer'in karşı olduğu ilk şey güvenli bir yaşamdır zaten: "Düzen ve güven kadar ürkütücü birşey yoktur. Hiçbir şey. Hiçbir korku... Aklını en acı olana, en derine, en sonsuza atmışsan korkma. Ne sessizlikten, ne dolunaydan, ne ölümlülükten, ne ölümsüzlükten, ne seslerden, ne gün doğuşundan, ne gün batışından. Sakin ol. Öylece dur. Yaşamdan geç. Kentlerden geç. Sınırları aş. Gülüşlerden geç. Anlamsız konuşmaları dinle, galerileri ge, kahvelerde otur - artık hiçbir yerdesin."
...Tezer Özlü bir kız çocuğuydu. Büyümek istemeyen, büyüme sancılarından kaçamayan bir kız çocuğu...Onun anısı için yapılacak en yerinde şey, çocukların çocukluklarını yaşayabilecekleri, kaçıp gitmek istemeyecekleri bir dünya yaratmak belki de..."

Yorumlar
geç ki, yüzünün iklimi kalsın geceye kapanıp sana açılan bir cümlede..
onun bu yaşamı kabul etmeyişi,vazgeçişleri o günlerde ki asi ruhumu nasıl sarsmıştı...
cook eskıye dondum yazında birden...yanan gazlı sobam odamda ki,azıcık bi ışık,bordo renkli ajandam,kitabım ve ben...