paris, seni seviyorum, tabii kendimi de...

ahanda şımardım. altyazı dergisinin öngösterimlerini takip etmeyi pek severim, son öngösterim filmi için kaydolurken filmle ilgili hiçbir araştırma soruşturma yapmadım ve davetiye mailim gelir gelmez koşup gittim. filmle ilgili tek bilgim adının paris je t'aime olduğu ve birçok ünlünün rol aldığıydı. film başladı. film garip başladı. film bir süre sonra son zamanların meşhur taktiğini uyguladığını hissettirdi: aynı filmde birbirinden kopuk ve farklı hikayeler, sonunda bir şekilde birleşen... fakat bunlar pek bir kopuktu. sanki bir hikaye kitabı, birbirinden çok farklı, tek ortak noktaları paris'te geçmesi ve sevgiyi konu alması olan hikayeler... ama bu kısa öyküler o kadar birbirinden farklı ki... sanki başka yazarlar yazmış, her bir öykü başka bir yazarın sanki.. hatta şeyi getirdi aklıma, beşpeşe'yi... tamam sinemaya dönelim. her bir hikayenin kurgu tekniği, renkleri, anlatım şekilleri, birbirinden o kadar farklı ki, sanki farklı yönetmenler çekmiş her birini, neredeyse yorucu bir fark ve yorucu bir hikayeden hikayeye atlayış var, dedim kendi kendime izlerken. hatta bu kısa hikayelerden birini çok sevdim mesela, onu aklımda tutmaya çalıştım film bitene kadar, o derece yoğun paris'teki bu aşk hikayeleri...
sonra eve geldim, baktım neymiş ne değilmiş bu film diye. bir de baktım ki ne öğreneyim, evet, bu tam bir kolaj çalışmasıymış, gerçekten de 20 yönetmenin 20 ayrı kısa filminin bir araya gelmesinden oluşan bir filmmiş bu. ayh ben anlamıştım zaten havasına bir gir sen, sen bir gir, aman da aman efenim... ee boşuna mı mezun oldunuz sinema tv okullarından canııım, kendinize haksızlık ediyorsunuz demezler mi adama. aa mezun mu oldunuz, hani uzamıştı okul, hala belirsizdi? yok yok dün gittim okula ve iyi haberi aldım, mezun olmuşum. yuppii, bunu kutlamalıyız! olurr...
neyse, bu filmde, en sevdiğim kısa hikaye mi kısa film mi neyse işte onda natalie portman oynuyor. ya sen onu bırak bu kısa filmi tom tykwer çekmiş. ya hani run lola run'ın yönetmeni hatırlasana. hatta parfüm romanını filmleştiren de ta kendisi değil miydi? ay sen bi gurur, bi gurur daha, bak bu filmde en sevdiğim hikayeyi çeken yönetmen zati benim sevdiğim yönetmen ayolll, bak görüyo musun valla anlıyorum bu işlerden sanki... e anlamasan kabahat yani yuh sen de saçmalamaya başladın. ne bu mokuna cila sürmeler gereksiz yere? kusura bakma da elalem bi film izleyip film yorumcusu kesilirken, kamerayı eline alan yönetmenim derken ben şurda iki algıya sevinmişim çok mu? yok yok sen mezun oldun ya ondan havalara girdin. ya ne alaka bee offf, neyse bu film ilginç bi film sonuç olarak, biraz yorucu ama keyifli. tez gidile, görüle... e hadi peki.

Yorumlar
hmm, beşpeşe dışında her şey için filmi gördükten sonra konuşayım bari..
bu film aklıma paramparça aşklar köpekleri getirdi, özledim, bir daha görmeli, çok zaman oldu..
bir de sonunda değilde başından sonundan bağlanan, çapraz geçişli, enteresan kurgular olabilir. bu noktada uç nedir bilemiyorum. belki işin okullusu olarak bir şeyler söylersin.
peki peki..zaten kimse benle film izlemiyor,bi nedeni olmalı kesın:))