ayağında kundura

ekşi sözlükte de itü sözlükte de devamlı karşıma çıkan, çıktıkça da başından itibaren girileri okumadan edemediğim bir başlık türü var: ayağında converse ile komünist bildiri dağıtmak, adidas ayakkabı ile komünist dergisi satmak. genel olarak da komünizmin veya emperyalizmin anlamını bilmeyen bebeler olarak tanımlanmış bu gençler.
şimdi benim anlamadığım bir durum var. converse ayakkabılar, bezden yapılma olup, çok basit görünümlü spor ayakkabılardır. Düz tabanlı olup çok rahattırlar, rahatlarına düşkün olanlar için idealdir. Genelde eskiden basketçiler giyermiş galiba, bir de skateboard yapanlar tercih ederler gene rahatlığından dolayı. Bez ayakkabıdır, bez, bez. Hemen yırtılıp pırtılırlar, hemen kirlenirler, solarlar. Yani bildiklerimizi unutup baksan, asla ama asla zenginliği, kaliteyi temsil eden bir halleri yoktur.
Converse kelime itibariyle karşıt, zıt anlamına gelir.
Ha, bir de, birşeyin popüler olduktan sonra anlamını yitirmesi, ya da duruşunu kaybetmesi kaçınılmazdır. Bu bir kitap için de geçerlidir, örneğin adamın teki inanılmaz yeraltı edebiyatı yapmış, zor dilli bir roman yazmıştır ama o kadar beğenilmiştir ki best seller'ların arasına konur kitabı ve hemen imajı sarsılır, "alma şekerim best seller, çok banal, herkes beğenmiş..." haline gelir, artık o adam ağzıyla kuş tutsa, herkese kendini ve yazdıklarını beğendirme amacını gütmediğini anlatamaz. aynısını bir rock grubu için de söyleyebiliriz, adamlar kendi çaplarında müzik yapmakta, ne maddi anlamda ne popüler olma anlamında hiçbir beklentileri olmamaktadır ama bir anda öyle meşhur olurlar ki, amaan herkes dinliyor, rock yapmıyor bu adamlar denir. dünya çapında rock müzik de yapsalar artık popülerdirler. Kitap, müzik, ayakkabı, bu böyledir...
Bir insanın parasının olması suç değildir, ama sadece kendi cebini doldurmak isteyip etrafında olup bitenlere karşı bir adam sendecilik bir vurdumduymazlık, bir banadokunmayanyılanbinyaşasıncılık sergiliyorsa, o insan elbette bizden değildir. Önemli olan başkalarına da yardım etmeyi bilmek, kendi varlıklarınla hava atmamak, göze batmamaya çalışmaktır. Ayağında taşlı pırlantalı ayakkabıları, kolunda yabancı marka altın bir saat, saçları kuaförden yeni çıktığı belli olan bir hatun komünist bildiri dağıtsa, bu bana garip gelebilir. Ama sadece garip gelir. Acaba ne yaptığının farkında mı diye beş saniye düşünürüm o kadar.
Eğer bir insanın maddi durumu iyi olduğu halde etrafındaki olaylara karşı duyarlıysa ben bunu alkışlayacak yerde o insanın ne giydiğine bakmaya zaman bile harcamam.
Madem converse emperyalizm'in sembolü olmuş bir ayakkabı, neden taksim gibi yeraltı dünyası olan biryerde, bakkalda çakkalda bu bez ayakkabının deli gibi giyildiğini görüyoruz? Tamam tikky tabir ettiğimiz kokoş hatunlarımız, ciks tabir ettiğimiz bol briyantinli erkek çocuklarımız da giyiyorlar ayaklarına ama genelde üstüne başına dikkat etmeyen, paraya pula önem vermeyen, daha sade, daha doğal insanlar giymiyor mu bu ayakkabıyı? Yanlış gözlem mi yapıyorum? Tamam anlıyorum bize ait bir marka değil, Amerika'dan bize gelmiş bir marka ama emperyalizm'le savaşmak için çok ama çok çok geç kalmadık mı? Artık akşam annemizin yaptığı köftenin içindeki kıymaya kadar neyin nereden geldiğini bilemez halde değil miyiz? Dolayısıyla Converse giyiyorsun ama emperyalizmden bahsediyorsun demek bana biraz saçma ve kolay geliyor. Ha, starbucks'a gittiğim için bana "emperyalizm hesaabı" diyen bir adamın ayağında adidas olması beni de güldürmüştü ama ben ne starbuck'sın kahvelerini sevdiğim için kendime, ne de o adam adidas giydiği için ona kızmıştım. Herkes kendini bilir çünkü, ne giydiğin, ne yiyip içtiğinden daha fazlasıdır hayat görüşü.

Yorumlar
açıyı sabitlemiş insanlar için belli kurallar vardır..çıkması imkansız olan..fakirler solcu zenginler sağcıdır:))
aksi gerceklesirse özentidir:))
bir ayakkabıdan genele böyle güzel gidilir..
sevgiler