bana yolculuk başlasın

İnsanlar ikiye ayrılır. Hayır cart diye bacaklarından gibi bir espri yapmak değil amacım. Gayet de ciddi. İnsanlar ikiye ayrılır.
İnsanlar vardır, hayatı hafife alabilen, çok fazla derin düşünmeden yaşayan, yüzeysel yaşayarak gayet de mutlu ve başarılı olabilen.
İnsanlar vardır, hayatı hafife alamazlar. Herşeyi çok fazla düşünürler, derine inmeden yapamazlar, herşeyi iliklerinde hissederler. Hayat onlar için zordur.
Hayat benim için zordur.
Ama değişmek... İnsanlar değişmez.. vardır, bir de insanlar değişebilir.. vardır. Zaten, böyle beylik cümlelerin hep tersleri de söylenmiştir. Birbirleriyle inanılmaz çelişen atasözleri de vardır. Dolayısıyla bence kurallar yoktur, deneyimler ve tekrarlar sonucu söylenmiş beylik sözler vardır, bunlar insandan insana, dönemden döneme, mekandan mekana değişir.
İnsanlar değişir mi değişmez mi... Bilmiyorum. Ben değişmeyi seçtim. Aslında yanlış oldu. Ben öğrenmeyi seçtim. Yollar varsa, o yolları öğrenmeliyim çünkü bu dünyada yaşıyorum. Her ne kadar kendi dünyamda yaşıyorsam da- evet çok düşünen ve derin düşünen insanların kendi dünyaları vardır- sonuç olarak maddi, somut, elle tutulur (bu somut demek zaten, evet, neyse), herkesle paylaştığım bir dünyada yaşıyorum. Kabullenmek ve boyun eğmek değil, koyun olmak ve vazgeçmek değil. Sadece öğrenmek...
Yıllar önce yazdığım bir yazıda, kural bu ve uymalısın diyordu bana dünya ve ben de ona, ya uymazsam, uyamazsam? diye soruyordum. Hayatı yeniyordum o yazıda ben. O bana oyna diyordu ben oynamıyorum diyordum. Beni sınıyordu, acaba sonundaki ödül için mi sınıyorsun diyordum, hayır ödül falan yok, varsa da onu sana veren ben değilim diyordu bana cevap olarak.
Şimdi yenmek yenilmek yok. Hayatı öğrenmek var. Hayatı kabul etmek var. Sadece benim dünyam yok, bir de dış kabuk var, evet var, demek var. O zaman öğreniriz. O zaman uygularız. Değişmeden, unutmadan, özden geçmeden, arada şeytani/melekçe bir gülümsemeyle göz kırpıp içerideki benliğe, devam ederiz o yoldan. Bu kadar basitmiş corç deriz şakacı bir edayla, bak ben şimdi daha neler yapıyorum bu öğretilerle...
Benliği unutmamak bir de hah. Tamam insanları çok sevmek, ama kendini daha çok sevmek. Mümkünse ilk önce kendi menfaatini düşünmek. Menfaatçi olmak değil, tanrım neden insanın aklına hep uçlar ve kötüler gelir? Burada benliğini unutmuş bir insandan sözediyoruz. Benliğini unutmuş bir insan için menfaatlerini hatırlamak, o kadar bebek adımı ki...
Benlik. Ben şunları istiyorum, ey hayat dediğinde, gerçekten dediğinde, gerçekten de olması. Evet, Tanrılar Okulu. Hayır Secret değil. Evet, Tanrılar Okulu. Evet, düşle ve olsun. Hayır bu kadar basit değil. Evet, bu kadar da basit aslında. Basit, zordur. Tıpkı azın çok olması gibi. Kavramlar... Kargaşalar... Üç noktalar bir de:)
Oluyor, geliyor. İstiyorsun oluyor, uyguluyorsun tutuyor. Sekmiyor. Yanıltmıyor. Oluyor.
"İyi düşün iyi olsun adamım, ne istersen oluuurrr, yeter ki isteee, hayat sana cevap verir adamımm" demekle olmuyor. Deneyimlemekle oluyor. Biraz delirmekle oluyor. Kafayı kırmakla biraz. Tamam kendini kaybetmemekle ama... biraz da kaybetmekle. İnançlarını yitirerek değil ama biraz bağları gevşeterek, bak burası kesin. Bağları gevşet. Tamam, çok haklısın, hep haklıydın, ama, afedersin siktir et. Bırak. Bağlar gevşiyor, kafa kırılıyor azıcık, ben mi kurtarıcam bu memleketi edası azıcık, tamam kendini kaybederek, karaktersizleşerek değil merak etme. Dürüst ötesi olmak zorunda değilsin sadece mesela. Kendine dürüst ol ama dış dünyaya karşı gerek yok. Dalga geçerek biraz, sanki ne istiyorsa onu veriyormuş gibi yaparak... Bu muydu ya bu muydu diyerek... Çok basit olduğunu öğrenerek. Zoru sevmeye devam ederek ama basitse birşeyler onları da basit kabul ederek...
Kendi dünyandan asla ödün vermeyerek... Bu ödün kendine karşı olur zaten. Demek hayat böyle, ben de acımasız, karaktersiz biri olurum, değerlerimi kaybederim anasını satiim, istanbul sen mi büyüksün, ben mi büyüğüm arabeskine gerek yok. Ödün vermeden, değişmeden. Sadece öğrenerek, kabul ederek ve uygulayarak.. Evet evet oluyor.
"Bana" yolculuk başladı...

Yorumlar