Bir Ameliyatın Yaşattıkları



Bazı insanlar hastalık, acı, ağrı ve bu tarz sıkıntılar konusunda rahattır, kolaylıkla gidip aşı olabilir, iğne yaptırabilir, kan aldırabilir, ameliyat olabilirler, biryerleri ağrıyıp sızladığında sızlanıp durmazlar, olayı büyütmezler. Kimileri de pimpiriklidir, sivilce çıksa ölücem diyenler, başı ağrısa hayatı kendine zindan edenler, kan görünce bayılanlar, acı eşiği düşük olanlar, hastalık hastası olup başlarına gelen herşeyi büyütenler...

Ben pimpirikli bir ailede büyüdüm. Ailem kendi başlarına gelenleri de benim başıma gelenleri de büyüten tipler, gerçek bu. Çocukluğum bu yüzden biraz zor geçmiştir, aman düşmesin aman kanamasın bir yeri derken az kaldı elbebek gülbebek anakuzularından olacaktım, allahtan kendi kendime ne oluyor ya dedim de bir süre sonra kendime gelip, bu kaygılardan kendimi uzak tutabildim bir nebze. Korkularımla yüzleşmeye çalıştım mümkün mertebe, ama elbette hala aşamadığım bu tarz bazı kaygılarım vardır.

Ameliyat hiç kimse için sevimli bir kelime değil. İki sebepten, birincisi, eninde sonunda narkoz verirler ve insan bayılır, ayılmama riski her zaman var... İkincisi de elbette varolan hastalık, kesilme biçilme, doğal olana müdahale, dikiş, ameliyatın başarısız geçmesi, hastalığın geçmemesi gibi diğer detaylar...

Altı yıl önce bir Pazar telefonum çaldı, arayan tüm kaygılı sesiyle babamdı: Kadıköy Şifa'ya gel acilen, annen ameliyata alınıyor! Peritonit ameliyatı oldu annem, karın zarı iltihabı yani, bir anda tüm karnına dolan iltihap az kaldı kötü sonuçlara yol açıyordu ve annem 40 küsur yıllık hayatında ilk kez ameliyat geçiriyordu. Kan görse düşüp bayılan, eline kıymık batsa kaygılanan, bana popodan iğne yapılsa topal gezen birinden bahsediyoruz. 4 saat süren bir ameliyat sonucu annemin tüm iç organlarını dışarı çıkarıp yıkamışlar, apandistini almışlar, otuza yakın dikiş vardı karnında, kitap gibi açmışlar... Zor günler geçirdik o dönem, bir hafta hastanede kaldı, bir ay da evde istirahat etti, çok şükür bugün hepimizden iyi. Ben o dönem herkesin kendini bıraktığını görüp başka biri olmuştum adeta, anneme birinin destek olması gerekiyordu, tüm korkularımı bir yana bırakıp herşeyi halleden, güçlü hatta neredeyse ruhsuz birine dönüşmüştüm - o an o gerekiyordu çünkü. Herkes şaşırmış, birinin böyle olması gerekiyordu demişlerdi.

Geçtiğimiz günlerde evliliğimin birinci yılını kutlamak için yemek yerken aniden karnımdaki büyük bir sancıyla kendimi acilde buldum. 45 dakika serum esnasında avaz avaz bağırdıktan, kan ve idrar tahlili verdikten sonra ultrasonda durum belli oldu: safra kesesinde birden fazla küçük taş! Bir ilaç içerim, erir, ya da dışardan lazerle kırarlar diye düşünürken bu bilgilerimin böbrek taşı için geçerli olduğunu, safra kesesi taşı için mutlaka ameliyat olunması gerektiğini öğrendim. Ertesi gün iki ayrı doktora daha göründükten sonra artık ameliyat yeri ve zamanı seçiyorduk bile... Annemi ameliyat eden doktora güveniyorduk, ona teslim etmek istedim kendimi, öyle de yaptım.

Safra kesesinde taş varsa, safra kesesi adlı organ komple alınıyor. Çünkü bu taşlar alınsa da yeniden oluşuyor, ayrıca bu organımız pek işe yarar bir organ değil, hayati önem arz etmiyor, onsuz yaşanabiliyor, bu yüzden komple alınınca sorun ortadan kalkıyor. Bu organ sağ alt karnınızda. Fakat ağrısı tüm karına yayılıyor, daha çok da iki göğsünüzün ortası ağrıyor. Eskiden her ameliyat gibi karından küçük bir kesikle alınırmış ama sonra tıptaki gelişmeler sonucu, karında 1-3 küçük delik açıp, o deliklerden kameralar sokarak bu küçük organ o deliklerden çıkartılmak suretiyle yapılmaya başlanmış bu ameliyat. Dikiş yok yani. 20 dk ile 1 saat arası sürüyormuş, bir gece hastanede yatıp ertesi gün taburcu oluyormuşsun, öğrendiklerim bunlardı. Üç gün dinlenip sonra işe giden bile var dedi doktor. Bu arada Cem Yılmaz'ın fıtık ameliyatını anlatmasını bilenler bilir, kime fıtık ameliyatı olacağım dese herkes kaynımda da var, bööyle çekme yapıyo eveeet aynısı diyormuş, üç kişiden biri bu ameliyatı olmuş o yüzden kimse önemsemiyor diye dert yanıyordu Yılmaz. Aynısı başıma geldi, kim geçmiş olsun demek için arasa, kardeşim oldu,kuzenim oldu, babam oldu, teyzem oldu, iki güne ayağa kalktı, çok kolay çok kolay diyip durdular. E iyi! Ben de kolay olmasını isterim elbet.

Kaygılı ailem ve ben ameliyat günü sabahı hastaneye yerleştik. Önce kaka kiki sohbet filan derken beni ameliyathaneye götürmek için sedye gelince birden oda cenaze sessizliğine ve suratsızlığına dönüştü. Ben kendimden şunu bekliyordum, o ana kadar ok, ama sedyeye yatarken böyle bir ağlama, bir çaresizlik ve korku gelir, hatta rezil bir biçimde gitmek istemiyorum, anneeeaaa der miyim diyordum. Fakat kendimi tebrik ediyorum arkadaş!!! Ailemin cenaze suratlarına rağmen bana değişik bir kafa geldi. Üstelik henüz serotonin salgılayan iğnemi yapmamışlardı. Gülerek, sanki heyecanlı bir deneyime gidiyormuşum gibi, muzır biçimde sedyeye geçtim ve gidiyoruuuummm dedim, böyle komik, heyecanlı, esprili bir olay yaşayacakmışım gibi bir moda soktum kendimi, sedyeyle asansöre bindiğimizde hemşire koluma yaklaşarak, bu da mutluluğun dedi ve damarıma zerketti o müthiş serotonin salgılayan cesaret iğnesini. Ben hala aynaya bakıp gülümsüyordum, ee hala mutlu değilim? diye şebek şebek güldüm bir ara. Sonra beni ameliyathaneye aldılar. Gerçekten de buz gibi biryer. Bir şarkı çalıyordu ama ne olduğunu anlayamadım, meraktan öldüm ama soramadım. Burnuma güzel bir koku geldi, burası ne kokuyor falan dedim ama kimse takmadı, etrafımda koşuşturan doktorlar hemşireler görüyordum. Burası çok soğuk, ama herhalde soğuk olmalı dimi falan dediğimi hatırlıyorum sonra... Sonunda bayan olduğunu hatırladığım bir hemşire/doktor, artık kimse, koluma doğru geldi, uff dedim gene mi iğne yapacaksınız, bu çok sıkıcı, ve sağa attım kafamı, görmemek için. Sonrasını hatırlamıyorum. Uyandığımda asansördeydim, etrafımda birileri vardı, herhalde doktorlardı? (annem, İgal falanmış) ben başladı mı bitti mi, bitti mi?? Bitti mii?? İnanamıyorum, inanamıyorum, inanamıyorum dediğimi hatrlıyorum. Odama nasıl geldik hatırlamıyorum, beni yatağıma nasıl aldılar hatırlamıyorum, ara ara birileri geliyor, ben aa sen de mi geldin hoşgeldin falan diyorum ve inanamıyorum diyorum ama kimler onlar, pek çıkartamıyorum (kuzenim, annemin dayısı falan sonra sonra biraz hatırladım). Sonrası gene biraz kayıp. Sonra arkadaşım Masis geldi, mandalinalı kolonyasıyla! Onunla epey sohbet ettik, o, ben, İgal. Sonrası biraz kayıp. İgalin anne babası geldi, annemin kuzeni hep vardı zaten, onlarla sohbet ettiğimizi hatırlıyorum, gene biraz kayıp...

Bu kayıplar esnasında gözümü kapadım, uyudum falan sanıyorum, annem gözünü kırpmadın dedi. Evet, gözümü kırpmadım, ne zamana kadar biliyor musunuz? Ertesi sabaha kadar! Normalde narkoz yiyen biri, o gün akşama kadar uyuklarmış, ben bir cingöz oldum, bir çeneme vurdu, nasıl konuşuyorum, nasıl anlatıyorum her gelene gidene. Bir yandan serum veriyorlar, serumda ağrı kesici var, mide ilacı var vs vs. Ne ağrım var, ne sızım var, nasıl mutluyum, nasıl güçlü hissediyorum kendimi, nasıl iyiyim, ameliyat ta neymiş, gene yapsınlar kafasındayım. Anne diyorum, ben çok güçlü bir insanım. Hani Cem Yılmaz kafasıyla, kesseler acımaz yaa!! Bu arada göbek deliğime bir delik açmışlar, oradan almışlar benim keseyi. Başka delik yok. İçinden yaklaşık 50küsur küçük yeşil taş çıkmış, hala saklıyoruz saçma bir biçimde. Bünye bunu nasıl yapıyor yauu gibi sohbetlerde elden ele dolaşan, ilgileri toplayan bir kutu o şimdi.

Ana gibi yar olmaz, annem kaldı benimle hastanede o gece. O uyudu sonunda, ben tv izledim, o arada kendimi kral gibi hissetmekle meşguldüm, ben çok büyüdüm, ve çok güçlü bir insanım diye kendime gaz vermelere devam ediyordum, herşeyi yapabilecek güç vardı bende! (ne serotoninmiş kardeşim, emdi bünye resmen!)

Ertesi sabaha doğru biraz uyumuşum. Uyandığımda artık serumum bitmek üzereydi. Tuvalet için ayağa kalkmalıydım artık, ama zorlanıyordum. Karnım ağrıyordu ya, neden ki? Böyle şişti resmen ve sancı vardı. (Ameliyat olduğum için olabilir mi??) Ama ben mükemmeldim hani? Sonra bir doktor geldi. Evet dedi nasılız? Süperiz dedim, fakat biraz ağrım var. Açtı karnımı, oraya buraya bastırdı, işte dedim, böyle basınç gibi bir sancı var, normal dedi, şundan dolayı, şimdi biz ameliyatta karnınızı görebilmek için bir gazla şişiriyoruz baya, sonra ameliyat sonrası o gazı çıkartıyoruz ama bir kısmı kalıyor tabii, o gaz rahatsız ediyordur dedi. Ben bunu daha önce internette okumuştum ama üstünde durmamıştım. Şimdi pimpirikli bir insan olarak ben ameliyatta doktorların tam olarak neler yaptıklarını tek tek öğrenecek olursam, herhalde deliririm, hangi damarı nereye napıyorlar, neyi klipsleyip neyi kesip, hangi kamerayı nereden nereye sokup, nereye dren yerleştirip... bana ne kardeşim??? Ben uyurum uyanırım, bir yaram var göbek deliğimde ok, başka beni ilgilendirmiyor!

Ağrılarım olması normal mi sen onu de bana, normalse tamam. Yok, adam illa anlatacak gazla balon gibi şişirmişler bilmemne! Peki dedim, boğazım yanıyor biraz, çok normal, ameliyatta boğazınızdan bilmemne soktuk... Artık dinlememeye başladım resmen. Göz kapaklarımda da bir kabuklanma oldu dedim, mikrop kapmasın diye bir krem sürüyoruz, ondandır dedi. Sırtınız da ağrıyacaktır ameliyat sonrası o da olur dedi. Yani ne desem bir cevabı var doktorun! Tamam, sebepleri olması ve normal olması çok güzel ama ben o detayları öğrendim ya, bittim! Psikolojim bitti. Serotonin, narkoz ve ağrı kesici serumların da etkisi geçti ya, ağrılar da başladı, gazı da öğrendim, bittim ben ya! Nasıl moralim bozuk, nasıl düştüm, diplerdeyim!!! Yüzüm hiç gülmüyor, kendimde değilim. Taburcu ediliyoruz, eve gitmek istemiyorum. Eve geldik, herkese bağırdım çağırdım ve odama kapadım kendimi. Tüm kemiklerim ağrıyor, zaten kendimi kasıyorum karnımdaki sancıdan dolayı, iyice ağrıyor heryerim. O gazı hissediyorum resmen tüm vücudumda geziyor, o kadar ağır ki! Ayağa kalktığımda sanki diyaframıma doluyor, nefes aldırmıyor adi gaz! Garip bir ağırlık tüm vücudumda. Hiçbirşey yemek içmek istemiyorum, sanki karnımda bir bomba var ve patlayacak! Eveeeet, tüm gün kralsın sen, tanrısın, güçlüsün, kesseler acımaz diyen Melis gider, yerine galiba ameliyat başarısız geçti, bu gaz bana yaramadı, ya ölürsem?e varan dibe çöküşlerle, uykusuz ağrılı sağa sola bile dönemeyen aciz bir Melis gelir. Ertesi gün koşa koşa doktora! Ölecek miyim doktor? Cevap: Spastik kolon hastası olduğum için - yani bağırsaklar zor çalışıyor ve gaz sancım hep var- benim ameliyat sonrası durumum herkesten biraz daha zor, gaz sancısı normal, bağırsaklar normal çalışmaya başlayınca, tuvalete çıkabilince herşey geçecek! Bir rahatlamayla eve geri dönülür, gaz ilaçları alınır, tuvalete çıkaracak yemekler yenir ve sonunda tuvalete çıkılır. Gaz sancısı tam olarak geçmese de moral yerine gelmiş, sancılar uyutacak kadar azalmıştır.

Son durum: Ameliyat olalı 5 gün oldu, hala dinlenmedeyim, halsizlik var ama iyiyim, sancılar azaldı, yürüyorum bol bol evde. Yürümek iyiymiş. Çarşamba son kontrol, pansuman ve işbaşı!

Sonuç: Sağlık kadar önemli hiçbirşey yok!!! Ameliyata girmesi ve çıkması kolay, gene olsa gene girerim, sonraki süreç daha zor - ki benimki kolay bir ameliyattı, dikişsiz falan. Yoksa, bir arkadaşımın dediği gibi: narkoz kafası yanına kar kalıyor :)

Moral çok önemli, bence ameliyatta neler yapıldı bilmemneye takılmayıp önümüze bakmak gerek. Herşey oluyor, bitiyor, geçiyor, biraz da sabırlı olmak, zaman vermek gerek iyileşmek için.

İnsan birşeyi gözünde büyüttükçe herşey daha zor oluyor, kolay ve oyun gibi düşündükçe de gerçekten kolaylaşıyor, denedim, %100 çalışıyor!!!

Sağlığınıza!


Yorumlar

Yusuf Çetin dedi ki…
Ayni benim kaynim, ondada var... Kahve telvesini, balik yumurtasi ile karistiriyorsun, sonra surmene bile gerek yok.

Canim benim cok gecmis olsun. Bir ara Betul'un hipofiz bezinde oluşan tumor ameliyatini anlatayim sana.

Sevgiler
Yusuf Çetin

Popüler Yayınlar