Son 10 Yılda Bile...
Neyin kaldı ki değeri? İnternet diye bir şey yoktu o zaman.
Hiçbir şey sana ne okuman ne dinlemen gerektiğini işaret etmiyordu. Sen vapurla
işe giderken Varlık okuyup orada önerilen Kinyas ve Kayra kitabını dönüşte
Kadıköy’deki o sevdiğin kitabevinden satın alıp koşa koşa eve gittiğinde henüz
twitter yoktu. Sen Öküz diye bir dergi keşfettiğinde mahalle bakkalında, ve her
ay bakkala öküz geldi mi diye dayanamayıp sorduğunda, aynı boş bulunmuş ve şaşkın ifadeyle
karşılaştığında, politik görüşün, edebi beğenilerin henüz otururken bu okuduklarınla, henüz facebook’tan like edilmemişti dergiler. Leman’da en
sevdiğin çizerler/kalemler Penguen’i çıkarttığında, Penguen’deki en sevdiklerin
Uykusuz’u meydana getirdiklerinde, bunları bloglardan okumamıştın. Öküz
dergisinde Murathan Mungan, Cüneyt Özdemir, Can Yücel, Eşber Yağmurdereli,
Küçük İskender okumanı, o okumalardan başka okumalar, kitaplar, romanlar,
şiirler keşfetmeni kimse tembihlemedi sana yirmilerinde. Sen buldun onları, ya da bulmadın.
Alanis Morrissette, Portishead, Sinead O’connor, Janis
Joplin, The Doors, Pink Floyd, Nirvana, Cream, Duman, Aylin Aslım, Sneaker Pimps, Goldfrapp, Sigur Ros, Massive
Attack….. keşiflerin internette birileri yazdı diye olmadı. Keşfetmek diye bir
şey vardı yahu. Okumak, araştırmak, dinlemek; zaman vardı, onu bunu şunu
dinleyip/okuyup en sevdiğini bulmak için.
Özgün olabiliyordun ya, evet itiraf ediyorum, özgün
hissediyordum kendimi, çünkü etrafımda Öküz dergisi okuyan, Kinyas ve Kayra’yı
keşfetmiş, Uykusuz okumadan haftasını geçiremeyen, mutlaka dergi, kitap, gazete
ve müzik CD’si alışverişleri yapmadan eve dönemeyen çok fazla insan yoktu. Bir
başkası da kendi tercihleriyle özgündü.
Şimdi herkes aynı şeyleri yapıyor, ben dahil. Herkes biliyor
Kinyas ve Kayra’yı, Öküz dergisini, Portishead’i. Bilmiyorsa da mutlaka
duymuştur, ya da aklında tutabilirse eve gittiğinde Google yapar, iki
dakikasını ayırır, ha bu muymuş der, ve o artık onu BİLİYORDUR. Sindirmesine ne
gerek? 10 yıl öncesini bile özlüyorum…


Yorumlar