Melis'in 2015'i, 2016'sı
Ben geçen yıl hayatımı değiştiren bir karar alıp yeni bir
sayfa açarak ilerlemiş ve yalnız yaşamaya başlamıştım, bilenler biliyor. Bu
sene de benzer bir değişiklik yaptım, bu kez işimi bıraktım. Bana hizmet
etmeyen, beni mutlu etmeyen, benim de artık kendimi verimli hissedemediğim,
sevgimi, ilgimi veremediğim her şeyden uzaklaşmak düsturum nicedir. Çünkü ben ancak
sevince ve kendim olunca (bu iş olsun insan olsun) verimli ve mutlu
olabiliyorum.
Bu sene yine kendimi
tanımaya, anlamaya mesai harcadığım bir yıl oldu. Kah çoğunuzun burun kıvırdığı
ama bana iyi gelen meditasyon ve yoga ile, kah seyahatler ile, kah psikolog
desteği ile, kah yüzleşmelerle, içe atmamayı öğrenmelerle. Ne istediğimi, ne
istemediğimi biraz daha iyi anladığım bir yıl oldu.
En çok öğrendiğim şey sabır oldu bu sene benim. Ne
sabırsızmışım her konuda? Gerçekten de zamana, evrene, güce bırakmak diye bir
şey varmış. Kontrolü çok gerekmedikçe bırakmak harika bir duygu! Susmak ne yüce
bir erdemmiş. Her şeye atlamamak... Korkmamak, paniklememek ne güzelmiş,
elinden geleni yapıp gerisini bırakmak. İç sesini dinlemek.
Ne kadar empatik biriymişim. “Hassas biri, duygusal biri” olmak
öyle içi boş kelimeler değilmiş benim için. Tam tersi gücümmüş, çünkü hislerim,
algılarım aşırı kuvvetliymiş, bu lanetli de olsa bir hediyeymiş meğer. Korku verici derecede hissedebilmek bazı
şeyleri, güçmüş.
Sonra sevmek ne güzelmiş, gerçekten sevmek, öfkeni yenmek,
beklentilerini anlamak ve sakinleştirmek, istediklerinin olmaması ile sevip
sevmemeyi karıştırmamak, herşeye iyi kötü doğru yanlış diye yafta
yapıştırmamak, olduğu, geldiği gibi ve sabırla sevmek. Şunu anlamak: Birine
inandım ama beni hayal kırıklığına uğrattı demek aslında bütün gücü ona vermek.
Onun da bir insan olduğunu unutuveriyoruz. Daha doğrusu, öncesinde unutmuş
oluyoruz. Biz her türlü dengesizliği, her türlü insan olmanın getirisi
saçmalamaları yapabiliriz ama o yapmasın, o dengede kalıp bize "olması
gerektiği gibi" (ne demekse) davransın diyoruz. O bizi bilmiyor mu ya,
anlasın işte, diyoruz. İlahlaştırıp, aslında tüm sorumluluğu da ona veriyoruz
böylelikle. Yapana kadar ondan iyisi yok. İstediğimiz olmayınca da hayal
kırıklığı, güven kırılması. Kendimizden ne kadar da eminiz yani. Biz hep doğru
tarafız, hiç anlaşılamadık. Hep hata
bizde değil elbet. Ama karşımızdaki insana bu kadar yük yüklemek de neyin nesi,
eşit olduğumuzu kabul edip hem anlamaya hem de anlaşılmaya çalışmak varken. Bunu ben de yaptım, bana da yapıldı. Bana
yapılmasını ben engelleyemem ama ben yapmamayı öğreniyorum.
Dostluklar, arkadaşlıklar her zamanki gibi benim için en
önemli şeydi bu yıl da. Yepyeni dostlar, eski dostlarla yeniden biraraya
gelmeler, geçmişin geçmişte kalması, gidenin gitmesi ama kalanın da emek
vererek kalması, karşılıklı elbette, harikaydı bu yıl. İyi ki varsınız dostlar.
Neşe vardı, eğlence vardı bol bol hayatımda, oh canıma
değsin. Hareketi seviyorum, neşeyi paylaşmayı, hafiflemeyi seviyorum.
Hafiflememde yardımcı olan herkese teşekkürler!
Gene yazdım çizdim bir sürü bu sene, sinemayla ilgili
ilgisiz, sevgimi anlatan, öfkemi anlatan, korkularımı, farkındalıklarımı… Yaza
yaza kustum, çok da iyi geldi, teşekkürler yazma kabiliyetim.
Dünyada çok kötü şeyler oldu yine bu yıl da. Sosyal medyanın
ve haberin paylaşımının değişimi nedeniyle herşeyin daha çok farkındaydık, her
acı odamıza kadar girdi, canımızı yaktı, birşeyler yapmak istedik,
yapabildiğimiz kadar yaptık, söyleyebileceğimiz kadar söyledik, yazdık,
tartıştık. Bir gün isyankar bir anımda bir dost bana evrende herşeyin mükemmel
bir dengede gittiğini, bazı haksızlıkların neden olduğunu asla bilemeyecek
oluşumuza teslim olmamız gerektiğini, sosyal medyanın kamerasını çevirip bize
gösterdiği acıların dışında dünyada çok güzel şeylerin de olduğunu, neye
odaklanmamız gerektiğini, elbette hiçbirşeye kulağımızı tıkamadan, kendimizin
seçebileceğini hatırlatınca öyle sakinledim Ki. Teşekkürler Cemre!
Kişisel olarak güzel bir yıl geçirdim. 2016’dan daha da
umutluyum çünkü her güne yeni bir farkındalıkla açıyorum gözümü. Kendimi,
hayata bakış açımı seviyorum. Birini sevebilmeyi seviyorum. Hırssız hedeflerim
var, sadece mutlu olmaya, ben olmaya yönelik. Gezmeler, üretmeler, yeni
deneyimler var bu hedeflerimin içinde. Artık benden geçti yalanını da attım
çünkü çöpe. Her şey önümde beni bekliyor. Bu dünyada daha ne kadar günüm
kaldıysa, beni mutlu eden, gönlüme, aklıma, vicdanıma kendini kabullendirebilen
her şeyi deneyeceğim elbette, sağlığım elverdiği ölçüde kim ve ne engel olabilir ki buna?
Hoş gel 2016.


Yorumlar